Anlamı
bir işin nasıl bir sonuç vereceğini ancak Tanrı bilir ama insan da kafasını kullanarak aşağı yukarı bir tahminde bulunabilir.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, nihai ve kesin bilgiyi yalnızca Tanrı'nın bileceğini; ancak insanın da aklını, tecrübesini ve gözlemini kullanarak bir işin nereye varacağını az çok sezebileceğini anlatır. Burada hem tevazu hem akıl birlikte vardır. İnsan her şeyi bildiğini sanmamalıdır; ama hiçbir şey anlayamazmış gibi de davranmamalıdır. Halk sözü, sezgi ile muhakemeyi dengeleyen bir noktada durur. Bazen bir olayın sonu açıkça görünmez; yine de davranışlardan, işaretlerden, gidişattan bir sonuç tahmin edilebilir. Atasözü tam da bu insanı sezme gücüne işaret eder. Özellikle yaşanmışlık ve dikkat, kişiye görünenden fazlasını okuma imkânı verir. Bu söz, kesin hüküm vermekle ihtiyatlı tahmin arasında kurulan sağlıklı çizgiyi anlatır. Ne kendini mutlak bilge sayarsın ne de bütünüyle kör kalırsın. Hayatın akışında bazı şeyler yalnızca Allah tarafından bilinir; fakat akıllı insan da işaretleri boşa okumaz. Deneyim, çoğu zaman sessiz bir önsezi üretir.
Örnek Cümleler
- Sonucu kimse bilemez ama bu gidişat iyiye benzemiyor; Allah bilir ama kul da sezer.
- Kesin konuşmam, yine de o işin olacağını sanmıyorum; Allah bilir ama kul da sezer.
- Bu ortaklığın uzun sürmeyeceğini baştan hissettim, nitekim bir yılda dağıldı; Allah bilir ama kul da sezer.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Kesin bilgi ile tahmini dengeler. Bir işin sonunu kesin olarak bilmek insanın elinde değildir; ama gözlem ve deneyimle aşağı yukarı bir yönü kestirmek mümkündür. Söz bu iki yanı bir arada tutar.
İşaretleri okuyarak olur. Davranışlar, gidişat ve önceki benzer olaylar kişiye bir fikir verir; bu fikir kesin hüküm değildir ama büsbütün karanlıkta kalmak da gerekmez. Söz tam bu aralığı işaret eder.
Vermez. Sözün ilk yarısı kesin bilgiyi Tanrı'ya bırakır; ikinci yarısı ise insanın tahmin hakkını korur. Tahmin ile hüküm arasındaki sınır böylece çizilmiş olur, atasözü ikisini karıştırmaz.