Anlamı
1) Müslüman olmak, İslam dinini kabul etmek:
'Önce onu sünnet ettirmiş, hidayete erdiği için adını da Hadi koymuş ve konağına almış.' -Y. Z. Ortaç. 2) gerçeği görüp kabullenmek, aklı başına gelmek:
'Bizim gibi nice avareler burada hidayete ermişlerdir.' -R. N. Güntekin.
Detaylı Açıklama
Hidayete ermek, sözlükte doğru yolu bulmak anlamı çevresinde gelişen ve iki ana kullanım taşıyan bir deyimdir. Birinci anlamında kişinin İslam dinini kabul etmesini anlatır. İkinci ve gündelik kullanımıysa, bir kimsenin yanlıştan dönüp gerçeği görmesi, aklını başına toplaması ve daha doğru bir tutum benimsemesi yönündedir. Bu ikinci anlam, mecaz gücü bakımından çok yaygındır. Uzun süre inat eden, yanlış iş yapan ya da öğüde kulak asmayan biri sonunda doğruyu görünce onun hidayete erdiği söylenir. Deyim bu yüzden yalnız dinî bir çerçeveye sıkışmaz; düşünce değişimi, olgunlaşma ve farkındalık kazanma anlamlarını da taşır. Kullanım tonu bağlama göre ciddi, alaylı ya da hafif takdir edici olabilir. Böylece yanlışlıktan doğruya geçişi köklü bir dönüşüm duygusuyla anlatır.
Örnek Cümleler
- Bunca zarardan sonra nihayet hidayete ermek ona da nasip oldu.
- Yıllarca savrulduktan sonra düzenli yaşayıp hidayete ermek istediğini söyledi bugün.
- Boş nasihat dinlemezdi ama sonunda kendi hatasını görüp hidayete ermek zorunda kaldı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Hidayete ermek, bağlama göre ya dinî anlamda doğru yolu benimsemeyi ya da mecaz olarak yanlıştan dönüp gerçeği görmeyi anlatır. Belirgin bir yön değişimi taşır. Kökten bir değişim sezdirir.
Çünkü gündelik hayatta insanlar için aklın başa gelmesi, doğruyu fark etme ve inattan vazgeçme hâli çok sık yaşanır. Deyim bu dönüşümü etkili biçimde özetler. Bu yüzden mecaz gücü yüksektir.
Evet, özellikle biri uzun süre yanlışta direndikten sonra nihayet doğruyu gördüğünde hafif alay taşıyan bir tonda söylenebilir. Bunu bağlam belirler. Tonu çoğu zaman bağlam kurar.