Anlamı
1) bir yeri ışıkla aydınlatmak:
'Biraz evvel bize ışık tutan sakallı adam bu hareketime dikkat etmişti.' -R. N. Güntekin. 2) düşüncesiyle kılavuzluk etmek, konuyu aydınlatıcı düşünceler söylemek, tutacağı yolu göstermek:
'Gökalp, bu odada her gün yeni bir konuya ışık tutardı.' -Y. Z. Ortaç.
Detaylı Açıklama
Işık tutmak deyimi, hem gerçek hem mecaz anlamıyla çok kullanılan güçlü bir ifadedir. Gerçek anlamında karanlık bir yere aydınlık yöneltmeyi anlatır. Mecaz anlamında ise bir konuyu açıklığa kavuşturmak, yol göstermek, düşünceyi berraklaştırmak ve anlamayı kolaylaştırmak demektir. Bu çift yönlü kullanım deyimi zenginleştirir. Eğitimde, yazıda, bilimde, tartışmada ve gündelik konuşmada rahatlıkla yer bulur. İçinde rehberlik ve açıklık duygusu vardır. Bilinmeyeni görünür kılma fikri, deyimin etkisini daha da kuvvetlendirir. Somut aydınlatma ile zihinsel açıklığın birleşmesi, sözü çok kullanışlı kılar. Rehberlik hissi de bu ifadeye güven veren ayrı bir ton katar. Kısacası ışık tutmak, hem aydınlatmayı hem de zihinsel kılavuzluğu anlatan güçlü ve çok işlevli bir deyimdir.
Örnek Cümleler
- Bekçi el feneriyle karanlık merdivenlere ışık tutarak önden yürüdü.
- Hocanın kısa açıklaması herkesin kafasını kurcalayan soruya adeta ışık tuttu.
- Arşivden çıkan belgeler, dönemin bilinmeyen yönlerine güçlü biçimde ışık tuttu.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Karanlığı aydınlatma düşüncesinin zihinsel belirsizliğe aktarılmasından gelir. Böylece anlaşılmayan şeyin görünür ve kavranır hâle gelmesi somut bir benzetmeyle anlatılır, anlam daha kolay ve kalıcı yerleşir.
Eğitim, bilim, tarih, gazetecilik ve gündelik açıklama gerektiren her ortamda çok kullanılır. Çünkü rehberlik ve açıklık hissini kısa yoldan verir ve sözü daha da güçlendirir.
Çünkü bilinmez olanı bir anda görünür kılmış gibi etkili olur. Dinleyene yalnız bilgi değil, yön ve açıklık duygusu da kazandırır, düşünceyi hızla toparlar zihinde hemen.