Atasözü

Misafirin Umduğu Ev Sahibine İki Öğün Olur Ne Demek?

Anlamı

misafir, ev sahibinin kendine çok şeyler ikram edeceğini umar ama beklediklerini bulamayabilir.

Detaylı Açıklama

Misafirin umduğu ev sahibine iki öğün olur, misafirin ev sahibinden beklediği ikramın gerçekte çok daha mütevazı olacağını, beklentilerin karşılanmayabileceğini anlatan bir atasözüdür. Misafir zengin bir sofra, çeşitli yemekler ve büyük ağırlama umar ama ev sahibi ancak imkânları ölçüsünde ağırlar; misafirin hayal ettiği o büyük ziyafet, ev sahibinin gözünde en fazla iki öğünlük bir masraftır. Atasözü, beklentilerin gerçeklikle örtüşmeyebileceğini ve hayal kırıklığına hazırlıklı olunması gerektiğini öğütler. Ayrıca ev sahibinin cömertliğinin de sınırları olduğunu, imkânların ötesinde ikram beklemenin yersiz olduğunu vurgular. Beklentilerin gerçeklikle örtüşmemesi yaşamın her alanında geçerli evrensel bir deneyimdir. Gerçekçi beklentiler oluşturmanın önemini anlatan bu söz hem misafirlik hem genel hayat felsefesi olarak değer taşır.

Misafirin Umduğu Ev Sahibine İki Öğün Olur Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Büyük bir sofra bekliyorduk ama misafirin umduğu ev sahibine iki öğün olur, öyle çıktı.
  2. Misafirin umduğu ev sahibine iki öğün olur, beklentini düşük tut hayal kırıklığına uğrama.
  3. Koskoca davet bu muymuş dedi, misafirin umduğu ev sahibine iki öğün olur işte.

Diğer Atasözleri ve Deyimler

Sıkça Sorulan Sorular

Aynı temayı farklı açılardan işlerler. 'Misafir umduğunu değil bulduğunu yer' misafirin eldekiyle yetinmesi gerektiğini söyler. Bu atasözü ise beklentinin ne kadar şişirilebileceğini ama gerçeğin mütevazı kalacağını anlatır. İkisi birbirini tamamlar.

Hayır, ev sahibini eleştirmez. Asıl mesaj misafirin beklentilerini kontrol etmesi, gerçekçi olması gerektiğidir. Ev sahibi imkânları ölçüsünde ağırlar ve bunun takdir edilmesi gerekir. Eleştiri, aşırı beklenti sahibi misafireyedir.

İş hayatında, ilişkilerde ve sosyal ortamlarda beklentilerin yüksek tutulduğu ama sonucun beklentinin altında kaldığı durumlarda kullanılır. Bir iş görüşmesinden, bir projeden veya bir etkinlikten çok şey bekleyip az bulunduğunda bu atasözü hatırlatılır.