Anlamı
1) yoksulluktan yaşayamayacak bir duruma gelmek; 2) yoksul bir duruma düşmek.
Detaylı Açıklama
Aç susuz kalmak, yiyecek ve içecek bulamayacak kadar yoksullaşmayı, yaşamayı sürdürecek en temel imkânların ortadan kalkmasını anlatır. Yoksul düşmek anlamında da kurulur; o zaman ölçü biraz iner, yaşam sınırı anılmaz. Kalıp deprem, sel, savaş, göç ve işsizlik gibi ani çöküşlerde duyulur; bir öğün atlayan kişi için söylenmez. Aç ve susuz olmak, yaşamanın iki ana ekseninin aynı anda bozulduğunu gösterir; söz bu yüzden ağır düşer. Söylendiğinde dinleyende acıma ve ciddiyet uyanır, anlatan kişi de yardım gerektiğini sezdirmiş olur. Öznesi tek bir kişi de olabilir, bir aile, bir köy ya da göç yolundaki bir topluluk da. Yoksunluğun ne kadar sürdüğü ve kimin sorumlu olduğu ise kalıpta anılmaz; söz yalnız varılan noktayı adlandırır.
Örnek Cümleler
- Kuraklık yüzünden köylüler o yaz aç susuz kalma korkusunu yakından yaşadı.
- Bütün birikimi tükenince kirayı ödeyemedi, kışın ortasında aç susuz kaldı.
- Depremde evini kaybeden aile günlerce yardım gelmeden aç susuz kaldı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
İki sıfatın bağlaçsız yan yana gelmesiyle kurulmuş bir ikilemedir. Aç yiyeceksizliği, susuz ise içeceksizliği anar. İkisi birlikte yaşamın iki temel eksenini kapatır. Öbek kalmak fiiline bağlanır ve tek bir durum adı gibi çalışır.
İki anlamda: yaşayamayacak bir duruma gelmek ve yoksul düşmek. Birincisi sınıra varmış bir yoksunluğu, ikincisi genel bir düşüşü bildirir. İki anlam aynı biçimle kurulur; hangisinin kastedildiği cümledeki ağırlıktan anlaşılır.
Bir duruma düşüp orada durmayı bildirdiği için. Kişi o hâli seçmemiştir; fiil bu istem dışılığı taşır. Olmak denseydi geçici bir hâl anlaşılırdı, kalmak ise sürdüğünü duyurur. Bırakılmışlık anlamı da fiilin içinde durur.