Anlamı
gücü yetmemek, becerememek.
Detaylı Açıklama
Bu deyim, bir iş karşısında gücü yetmemek, çaresiz ve yetersiz kalmak anlamında kullanılır. Kişi ne yapmak gerektiğini bilir ama imkânı, bilgisi, kuvveti ya da etkisi buna yetmez. Günlük dilde çoğu zaman mahcubiyet, sıkışmışlık ve içten içe zorlanma duygusuyla birlikte duyulur. Bir borcu ödeyememek, bir hastaya yardımcı olamamak ya da elinden geleni yapsa da sonucu değiştirememek bu sözle anlatılabilir. Burada yalnızca fiziksel güç eksikliği değil, iradenin son sınırına gelip yine de sonuç alamama durumu vardır. Deyim, insanın kendi kapasitesinin duvara çarpmasını görünür kılar. Bu yüzden sitemli, üzgün ya da boynu bükük bir ton taşıyabilir. Söylendiğinde, yalnız yetersizlik değil, o yetersizliğin kişide bıraktığı ağır his de sezilir. İnsan bazen tam da bu yüzden susar; çünkü yapamadığı şeyin ağırlığı sözden büyük olur.
Örnek Cümleler
- Çocuğa yardım etmek istedi ama imkânı yoktu; büsbütün aciz içindeydi.
- Bunca borcun karşısında kendini iyiden iyiye aciz içinde hissediyordu, kimseye söyleyemedi.
- Hastalığın karşısında doktorlar bile aciz içinde olduklarını açıkça itiraf etti.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Bir durumun kişiyi kaplamasını bildirir; o hâlin içindedir. Bulunma eki bunu bir yer gibi kurar. Aynı yapı dert içinde ve borç içinde olmak sözlerinde de görülür; hepsinde durum kişiyi sarar ve dışarı çıkmak güçleşir.
Gücü yetmeyen, elinden bir şey gelmeyen durumu karşılar; dilimize Arapçadan girmiş bir sözcüktür. Sıfat olarak da kullanılır: aciz kimse denir. Bu kalıpta ise ad gibi durur ve bir hâlin adı olur.
Değildir; bilgi, imkân, yetki ya da zaman da yetmeyebilir. Ölçü sonucun değiştirilememesidir. Kişi elinden geleni yapmış da olabilir, hiç başlamamış da; kalıp harcanan çabayı ölçmez, varılan noktayı adlandırır ve orada durur.