Anlamı
susturmak, konuşmasına engel olmak:
'Aleyhinde kim ne söylerse hemen ağızlarına tıkarlardı.' -O. C. Kaygılı.
Detaylı Açıklama
Ağzına tıkmak, birini susturmak, konuşmasına engel olmaktır. Söz, sahibinin ağzına geri itilen bir şey gibi anlatılır. Kalıp sözü ya da lafı nesne olarak alabilir: lafını ağzına tıktı, sözlerini ağızlarına tıktı. Susturulan kişi ise iyelik ekiyle anılır. Tartışmada, bir toplantıda, bir tribünde ya da aile içinde kurulabilir. Susan tarafın haklı olup olmadığı söze girmez; anlatılan, onun konuşamaz hâle getirilmesidir. Lafı ağzına tıkamak da birinin rahatça konuşmasını engelleyip susturmayı anlatır. Ağzını kapamak ise kişinin kendi susmasıdır; ağzına tıkmakta susturan başka biridir. Susturma bir kez olabilir, sürekli bir baskı da olabilir. Toplantıda itiraz edenleri bağırarak susturan bir yönetici de, kendisini küçümseyen arkadaşlarını karnesiyle susturan bir öğrenci de bu kalıpla anlatılabilir.
Örnek Cümleler
- Getirdiği belgeyle iddia sahiplerinin sözünü ağızlarına tıktı, kimse tek kelime itiraz edemedi.
- Karşı takımın taraftarları maç boyunca bağırdı; son dakikadaki gol laflarını ağızlarına tıktı.
- Patron toplantıda bağırıp itiraz edenlerin sözlerini ağızlarına tıkınca kimse bir daha hakkını arayamadı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Biri kanıtla, öteki baskıyla. İlkinde karşı tarafın söyleyecek sözü kalmaz; ikincisinde söyleyecek sözü vardır ama söyleyemez. İkisinde de sonuç aynıdır: karşı taraf artık konuşamaz. Ayrımı yapan şey, susmanın gönüllü olup olmamasıdır.
Çünkü deyimde iki taraf eşit değildir. Biri konuşmayı sürdürebilirken diğerinin söz alanı kapanmıştır. Kazanan yalnızca tartışmayı değil, karşısındakinin konuşma hakkını da almış gibi görünür; ifadeye sertliğini veren de budur.
Vardır. Haksız bir suçlamayı belgeyle çürütmek ya da iftiraya sağlam bir cevap vermek de bu deyimle anlatılır. Böyle durumlarda susturma bir baskı değil, haklılığın karşı tarafa kabul ettirilmesi olarak görülür.