Anlamı
çok konuşarak başkalarının söz söylemesine, konuşmasına engel olmak: Yusuf Efendi biçareye ağız açtırmıyordu.
Detaylı Açıklama
Ağız açtırmamak deyimi, bir kişinin durmadan konuşarak karşısındakine hiç söz hakkı bırakmaması anlamında kullanılır. Engel olma yolu çok konuşmaktır: kişi durmadan konuşarak araya girilmesini engelleyen kişiler için söylenir. Deyim, sözlü üstünlük kurma hâlini canlı bir şekilde anlatır. Bir toplantıda herkesin önüne geçip sürekli konuşan biri, bir tartışmada karşısındakini sindiren biri ya da bir ev ortamında kimseye laf düşürmeyen bir kişi için rahatlıkla kullanılabilir. Burada asıl vurgu konuşmanın miktarından çok, başkasının konuşma imkânını ortadan kaldırmasıdır. Bu yüzden ifade çoğu zaman eleştirel bir ton taşır. Dinleme kültürünün eksikliğini, iletişimdeki tek taraflılığı ve baskın üslubu görünür kılar. Karşılıklı konuşmanın değil, söz alanını işgal etmenin anlatıldığı yerlerde oldukça işlevsel bir deyimdir.
Örnek Cümleler
- Toplantıda kimseye ağız açtırmadı, sorulan her soruya kendisi cevap verdi.
- Konuşmaya başladı mı ağız açtırmıyor, kimse araya bir kelime sokamıyor.
- Anlatmaya öyle daldı ki iki saat boyunca kimseye ağız açtırmadı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır; asıl mesele çok konuşmaktan öte, karşısındakine konuşma fırsatı bırakmamaktır. Kişi çok konuşarak başkalarının söz söylemesine engel olur; ortaya tek taraflı bir iletişim çıkar. Karşı taraf söz sırasını hiç bulamaz.
Toplantılarda, tartışmalarda, aile içi konuşmalarda ve bir kişinin sözü tamamen ele geçirdiği her ortamda kullanılır. Sohbetin tek taraflı aktığı yerlerde hemen akla gelir. Dinleyenin sabrı taştığında söylenir çoğunlukla.
Çünkü karşılıklı dinlemeyi değil, söz alanını doldurup kapatmayı anlatır ve bunu olumsuz bir davranış olarak gösterir. Susturma burada korkuyla değil, sözü hiç bırakmamakla olur. Eleştiri doğrudan konuşanın tavrına yöneliktir.