Deyim

Ahtapot gibi Ne Demek?

Anlamı

1) sırnaşık, yapışkan (kimse); 2) sömürmek amacıyla birçok işe, konuya el atan (kimse).

Detaylı Açıklama

Ahtapot gibi deyimi, bir kimsenin yapışkan, bırakmayan, sırnaşık ya da çıkar sağlamak için aynı anda birçok yere uzanarak kuşatıcı biçimde davranmasını anlatmak için kullanılır. Deyimin gücü, ahtapotun çok kollu yapısından gelir. Bu benzetme bazen birinin fiziksel ya da duygusal olarak sürekli yapışmasını, bazen de çıkar amacıyla farklı işlere, insanlara veya alanlara aynı anda el atmasını anlatır. Bu nedenle kullanım bağlama göre değişebilir. Bir kişi başkasının peşini bırakmıyorsa, sürekli ilgi talep ediyorsa ya da sömürmek amacıyla her yere uzanmaya çalışıyorsa ona 'ahtapot gibi' denebilir. Deyim genellikle olumlu değil, eleştirel tonda kullanılır. İçinde bunaltıcılık, rahatsız edicilik ve sınır ihlali duygusu vardır. Bazen de bir kişinin çok sayıda işe, kuruma ya da alana aynı anda uzanıp her birinden pay çıkarması bu sözle anlatılır. Böylece yalnız kişisel yapışkanlığı değil, yayılıp sarma davranışını da ifade eder. Türkçede hem bedensel hem toplumsal kuşatmayı güçlü bir görsel benzetmeyle anlatan canlı deyimlerden biridir.

Örnek Cümleler

  1. Bütün akşam yanımızdan hiç ayrılmadı, ahtapot gibi yapıştı, kimse kurtulamadı.
  2. Dernek, vakıf, ihale… ahtapot gibi her yere uzandı, hepsinden kendine bir pay çıkardı.
  3. Kredi işine girdikten sonra mahallenin bütün esnafına ahtapot gibi kollarını uzattı, hepsini yüksek faizle kendine bağladı.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Birincisi yapışkanlıktır; kişi bırakmaz, sürekli ilgi ister. İkincisi ise bir yayılmadır. Ahtapotun çok kollu görüntüsü her iki anlamı da besler: kol hem tutar hem uzanır. İki anlam aynı imgeden çıkar.

Neredeyse her zaman eleştireldir. Kalıp bir tavrı değil, o tavrın karşı tarafta bıraktığı sıkıntıyı bildirir; bu yüzden övgü olarak kurulamaz. Sevecen bir kullanımı yok denecek kadar azdır; söyleyen kişi de rahatsızlığını gizlemez.

Çünkü bir hayvanın herkesçe bilinen görüntüsünü doğrudan insana taşır. Kolların her yöne uzanması, hem kaçamamayı hem de kurtulamamayı tek bakışta anlatır; deyimin bunaltıcı havası da buradan gelir.