Anlamı
bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak o konuda uzmanlığı olanlar bilir.
Detaylı Açıklama
Altının kıymetini sarraf bilir atasözü, bir kimsenin ya da bir şeyin değerini ancak o konuda uzmanlığı olanların bilebileceğini anlatır. Anlam bakımından kadrini sarraf bilir sözüyle aynıdır; iki söyleyiş arasında bir anlam farkı bulunmaz, yalnız sözcük tercihi değişir. Herkes bir şeye bakabilir ama herkes onun gerçek niteliğini anlayamaz. Bu yüzden atasözü yalnız maddi değeri değil, insanın karakterini, emeğin kalitesini, sanatın inceliğini ve işçiliğin ustalığını da anlatmak için kullanılır. Kıymet çoğu zaman kalabalığın değil, ehil gözün fark ettiği bir şeydir. Halk bilgeliği bu sözü kullanırken çoğunluğun yargısına karşı dikkatli olmayı da öğütler. Değerli olan bazen hemen görünmez, bazen de yanlış gözde sıradanlaşır. Türkçede uzmanlık, ehliyet ve gerçek değer bilgisi arasındaki bağı güçlü biçimde kuran temel atasözlerinden biridir. Değeri anlamak için sadece bakmanın değil, bilmenin de gerekli olduğunu anlatır.
Örnek Cümleler
- O halının değerini ancak işi bilen biri anlar; altının kıymetini sarraf bilir.
- Emeğin karşılığını gören çıkmadı, bir usta gördü; altının kıymetini sarraf bilir.
- Eski bir sandık diye herkes geçiştirdi, antikacı ise kilidine bakar bakmaz yüz yıllık bir usta işi olduğunu anladı; altının kıymetini sarraf bilir.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
O alanı bilen, deneyimi olan bir göz gerekir. Gerçek değer ancak böyle birince anlaşılır; bakmak yetmez, ayırt edebilmek gerekir. Kalıp bu farkı sarraf ile sıradan göz arasındaki mesafeyle gösterir.
Aynıdır. İki söz de değerin ancak uzmanınca bilineceğini bildirir; kadri ile kıymeti sözcükleri birbirinin yerini tutar. Aralarında bir anlam farkı aramak gerekmez, hangisinin söyleneceği alışkanlığa göre değişir.
Söylenmez. Ortak yan, değerin ancak bilen gözle görülebilmesidir; konu maddi olmak zorunda değildir. Atasözü bu yüzden bir övgüde de, bir sitemde de kurulabilir: değeri görülmeyen taraf için söylenir.