Anlamı
1) dengi olmayan bir kimseyle evlenmek; 2) değersiz bir kimseyi üstün bir yere geçirmek.
Detaylı Açıklama
Ayağının pabucunu başına giymek iki durumu karşılar. Birincisi dengi olmayan biriyle evlenmektir; ikincisi değersiz sayılan birini üstün bir yere geçirmektir. Kalıp ters giyinme resmine dayanır: ayağa giyilen pabuç başa çıkarılmış, aşağıda durması beklenen yukarı alınmıştır. Sözün ölçüsü denkliktir ve denkliği toplumun kendi sırasına göre tartar; bu yüzden içinde açık bir küçümseme bulunur. Eski toplumsal sıra anlayışının dilinden gelir, bugün bir değer ölçüsü olarak kullanılmaz. Söylendiği yerde yergi vardır ve yergi, evlenen ya da yükseltilen kişiyi değil, o kararı vereni hedef alır. Pabuç ile baş arasındaki uzaklık, sözün ölçüsünü bu kadar sert yapan şeydir. Söz çoğu kez üçüncü kişi için, arkadan konuşulurken kurulur ve uzun süre ağızlarda dolaşır.
Örnek Cümleler
- Aileye göre ayağının pabucunu başına giymişti, akrabaların yarısı düğüne gitmedi.
- Liyakate hiç bakmadan akrabasını müdür yaptı; ayağının pabucunu başına giydi.
- O evliliği ayağının pabucunu başına giymek sayanlar yıllarca konuşup durdu.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Uyuşmaz; pabuç başa giyilen bir şey değildir. Uyumsuzluk sözcüklerin kendisinde durur, benzetmede değil. Cümle dilce kurulabilir ama gerçekte karşılığı yoktur; gülünçlük de buradan doğar. Aynı ters kuruluş başka yergi sözlerinde de görülür.
Denklik ölçüsüdür. Birincisinde eşler arasında, ikincisinde kişi ile makam arasında bir denksizlik görülür; söz her ikisinde de yerinde durmayan bir eşleşmeyi bildirir ve o eşleşmeyi yerer. Ölçüyü koyan da toplumun kendi sırasıdır.
Belli bir ayağa bağlar; tamlama belirtili kurulmuştur. Herhangi bir pabuçtan söz edilmez. Başına sözcüğündeki iyelik eki de aynı kişiyi gösterir; iki uç böylece tek bedende birleşmiş olur.