Deyim

Göz Kamaştırmak (almak) Ne Demek?

Anlamı

1) kuvvetli ışık veya parlaklık, kısa bir zaman için görüşü bulandırmak; 2) mec. bir niteliğiyle hayran bırakmak:
'O sıralar Avrupa'da bir büyük piyano ustası gözleri kamaştırıyordu.' -N. Nadi.

Detaylı Açıklama

Göz kamaştırmak, ilk anlamında güçlü ışık ya da parlaklık yüzünden gözün bir an görmesini zorlaştırmak; mecaz anlamında ise üstün bir nitelikle insanı hayran bırakmak demektir. Bu iki anlam arasında ortak nokta, etkileyiciliğin gücüdür. Bir ışık gerçekten gözü kamaştırabilir, bir başarı da mecazen aynı etkiyi yaratabilir. Deyim bu yüzden hem fiziksel hem mecaz alanda çok işlevlidir. Kısacası göz kamaştırmak, parlaklığın ya da üstün niteliğin bakışı ve dikkati güçlü biçimde ele geçirmesini anlatan canlı bir ifadedir. Etkisi çoğu zaman ani ve yoğundur. Söylendiğinde çoğu kez hayranlıkla karışık bir şaşkınlık da duyulur. Bu yüzden hem ışık hem başarı için aynı doğallıkla kullanılabilir. Sözün etkisi, aşırılığı kısa yoldan duyurmasından gelir.

Örnek Cümleler

  1. Sahnedeki taşlar ışıkta öyle parladı ki bütün salondakileri göz kamaştırdı.
  2. Genç sanatçı ilk konserinde yeteneğiyle bütün salonu gerçekten göz kamaştırdı.
  3. Kar üstündeki güneş öğle vakti çevredeki herkesi göz kamaştırmaya yetti.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

İkisinde de çok güçlü bir etki vardır. Gerçek anlamda parlaklık gözü zorlar; mecaz anlamda üstün nitelik dikkat ve hayranlık üzerinde benzer derecede sarsıcı bir tesir bırakır.

Çünkü mecaz kullanımında olağanüstü başarı, güzellik ya da yetenek anlatılır. Kişi karşısındaki şeyi sıradan değil, parlak ve dikkat çekici bulduğunu böylece güçlü biçimde ifade eder.

Göz kamaştırmak daha çarpıcı ve güçlü etkiyi anlatır. Göz doldurmak ise beklenenden iyi ve tatmin edici görünmeyi vurgular; biri parlak hayranlığı, diğeri dengeli etkileyiciliği öne çıkarır.