Anlamı
1) bir anlaşmada taraflardan biriyle ilgili olarak sorumluluğu yüklenmek, inanca vermek, teminat vermek, garanti vermek; 2) bir sorumluluk karşılığı olarak para vb. ortaya koymak, inanca vermek, teminat vermek, garanti vermek.
Detaylı Açıklama
Güvence vermek deyimi, bir anlaşma, borç, iş ilişkisi ya da sorumluluk karşısında teminat sağlamak, garanti sunmak ve doğacak riskin yükünü üstlenmek anlamında kullanılır. Bu kullanımda güvence, yalnız sözlü bir vaat değildir; çoğu zaman maddi, hukuki ya da kurumsal bir dayanak içerir. Bir kişi başkasına kefil olduğunda, bir kurum sözleşme ile koruma sunduğunda ya da bir miktar para ortaya konduğunda güvence verilmiş olur. Bu yüzden deyim, ticaret, hukuk, finans, iş ortaklığı ve alacak verecek ilişkilerinde çok yerleşik bir yere sahiptir. İçinde hem sorumluluk hem de karşı tarafı rahatlatma amacı vardır. Kısacası güvence vermek, bir işin ya da ilişkinin boşa düşmeyeceğini teminatla destekleyerek karşı tarafa güvenli alan açmayı anlatan güçlü ve işlevli bir deyimdir. Böylece belirsizlik, somut dayanaklar üzerinden azaltılmış olur.
Örnek Cümleler
- Yüklenici firma işi zamanında bitireceğine dair yazılı güvence verdi bugün.
- Bankadan kredi alabilmek için ek teminatla güvence vermek zorunda kaldı.
- Şirket, müşterilere satış sonrası destek konusunda açık güvence veriyor hâlâ.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü çoğu durumda güvence, hukuki ya da maddi bir dayanakla desteklenir. Böylece karşı taraf yalnız iyi niyete değil, gerektiğinde başvurabileceği somut bir teminata da sahip olur.
Sözleşmeler, kredi işlemleri, ticari anlaşmalar, kefalet, satış sonrası destek ve risk paylaşımı içeren işlerde daha sık kullanılır. Çünkü bu alanlar güvenin belge ve sorumlulukla pekiştirilmesini gerektirir.
Güven vermek daha çok tavır ve duruşla karşı tarafta emniyet hissi uyandırmaktır. Güvence vermek ise bunu maddi, hukuki ya da kurumsal dayanakla daha resmî biçimde teminat altına alır.