Anlamı
1) ağırlığı fazla olmamak:
'Çok hafif geldiği için düvene ağır bir taş oturtmuşlardı.' -R. Enis. 2) mec. önemsiz görmek, değer verilmemek.
Detaylı Açıklama
Hafif gelmek deyimi iki ayrı ama bağlantılı anlam taşır. İlkinde bir şeyin ağırlığının yetersiz olması anlatılır; örneğin sözlükteki "Çok hafif geldiği için düvene ağır bir taş oturtmuşlardı" cümlesinde olduğu gibi, beklenen ağırlık sağlanmaz ve eksik yük hissedilir. İkinci anlamdaysa mecaz devreye girer; kişi, yapılanı yetersiz bulur, verilen ceza ya da gösterilen tepki ona önemsiz görünür ya da bir emek gerektiği kadar değer görmez. Böylece söz, fiziksel hafiflikten manevi değersizliğe uzanan bir alan kurar. Her iki kullanımda da ortak nokta, beklenen karşılığın tam karşılanmamasıdır. Bu yüzden deyim, hem somut ölçü hem de toplumsal değer yargısı içinde eksiklik hissini anlatan kullanışlı bir ifadedir.
Örnek Cümleler
- Çuval işçiye hafif gelince içine biraz daha buğday doldurdular hemen.
- Verilen ceza ona hafif geldi, yaptığı yanlışı hiç yeterince düşünmedi.
- Onca emeğin hafif geldiğini görünce genç öğretmen derinden kırıldı o gün.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
İlk anlamda nesnenin ağırlığı yetmez, ikinci anlamda ise olayın veya değerin karşılığı yetersiz kalır. Yani her iki kullanımda da beklenen ölçünün altında kalma fikri ortak çekirdeği oluşturur.
Ceza, tepki, ödül, emek karşılığı ve toplumsal değer ölçüsü konuşulurken sık duyulur. Birinin yaptığının önemsenmediği ya da gereken ağırlıkta değerlendirilmediği durumlarda mecaz anlam öne çıkar.
Hafife almak, öznenin bilinçli biçimde küçümsemesini anlatır. Hafif gelmekte ise sonuç veya değer, bir kişiye yetersiz görünür ya da gerçekten yeterince ağır, etkili ve karşılayıcı bulunmaz.