Anlamı
heyecan duymasına sebep olmak:
'Göz kamaştırıcı bir mücevher, kuyumcuya heyecan verir.' -S. Ayverdi.
Detaylı Açıklama
Heyecan vermek, bir olayın, kişinin, sözün ya da görüntünün başka bir insanda iç kıpırtısı, coşku, merak veya gerilim yaratmasını anlatan bir deyimdir. Burada odak, duyguyu hisseden kişiden çok o duyguyu uyandıran etkidedir. Bir haber heyecan verebilir, bir karşılaşma heyecan verebilir, bir fırsat ya da sahne manzarası da aynı etkiyi doğurabilir. Deyim yalnız olumlu bir coşku için kullanılmaz; bazen tedirgin eden, kalbi hızlandıran durumları da kapsar. Özellikle sanat, spor, aşk, sınav ve yeni başlangıçlar bağlamında sık geçer. Söz, bir durumun insan üzerinde sıradan olmayan, canlı ve güçlü bir tesir yarattığını vurgular. Böylece duygusal enerjiyi dış kaynağıyla birlikte gösteren etkili ve kullanışlı bir anlatım sağlar.
Örnek Cümleler
- Bu teklif genç ekipte yeniden çalışma isteği uyandırıp heyecan vermek başladı.
- Kalabalığın alkışı sahneye çıkan herkese ayrı bir heyecan vermek gücü taşıyordu.
- Eski defterleri bulmak dedeme garip bir sevinç ve heyecan vermek oldu.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır, yalnızca olumlu değildir. Coşku ve sevinç kadar gerilim, tedirginlik ya da kaygı da heyecan sayılır. Bağlama göre deyim güzel bir sürprizi de korkutucu bir belirsizliği de anlatabilir. Önemli olan, karşı tarafta güçlü bir duygusal kıpırtı uyandırılmış olmasıdır.
Sahne, spor, aşk, yarışma, sınav, yeni iş, yolculuk ve beklenen haber gibi duygusal beklentinin yüksek olduğu pek çok alanda doğal biçimde kullanılır. Beklenti düzeyi burada önemlidir.
Çoğu zaman olumlu ya da canlı bir anlam taşır; ancak bağlama göre tedirgin edici bir gerilim de yaratabilir. Ortak nokta, sıradanlığın aşılmasıdır. Yoğunluk derecesi değişebilir elbette.