Deyim

İçine İşlemek Ne Demek?

Anlamı

duygulanmak, etkilenmek, dokunmak:
'Kızın pembe beyaz yanakları, simsiyah kaşı, gözü içine işlemişti.' -O. Kemal.

Detaylı Açıklama

İçine işlemek deyimi, bir şeyden duygulanmak, derinden etkilenmek, o şeyin kişinin iç dünyasına nüfuz etmesini anlatır. 'İşlemek' fiili bir maddenin diğerine sızmasını, emilmesini ifade eder; tıpkı suyun toprağa işlemesi gibi bir duygu, bir söz veya bir güzellik de kişinin ruhuna işler. Deyim, yüzeysel bir etkilenmeden çok derin ve kalıcı bir iz bırakma anlamı taşır; kişi sadece görmez, duymaz, o şeyi içselleştirir ve ruhuna alır. Bir müzik parçası, bir kişinin güzelliği, bir manzara veya sarsıcı bir olay kişinin içine işleyebilir. Olumlu bağlamda büyülenme ve hayranlık, olumsuz bağlamda ise travma ve derin etkilenme söz konusudur. Edebiyatta duygu betimlemelerinde çok güçlü bir araçtır çünkü 'işlemek' fiili etkinin kalıcılığını ve derinliğini somutlaştırır.

Örnek Cümleler

  1. Kızın pembe beyaz yanakları, simsiyah kaşı gözü içine işlemişti, onu unutamadı.
  2. O şiiri dinlerken her kelime içime işledi, uzun süre etkisinden çıkamadım.
  3. Büyükannemin anlattığı masallar çocukluğumda içime işlemiş, hâlâ hatırlıyorum her birini.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

İşlemek bir maddenin başka bir maddeye sızması, nüfuz etmesidir: su toprağa işler, boya kumaşa işler. Duygu da kişinin ruhuna böyle sızar; yüzeyde kalmaz, derine iner ve orada kalır. Bu somut imge duygusal etkinin kalıcılığını ve kaçınılmazlığını çok güçlü biçimde anlatır.

Her ikisinde de kullanılır. Güzel bir yüz, etkileyici bir müzik veya unutulmaz bir manzara olumlu bağlamda içine işler. Travmatik bir olay, sarsıcı bir görüntü veya acı bir gerçek ise olumsuz bağlamda içine işler. Ortak payda etkinin derinliği ve kalıcılığıdır.

Tam olarak unutulamaz; bu zaten deyimin vurguladığı noktadır. İşleyen şey kalıcıdır. Zamanla yoğunluğu azalabilir ama iz sürer. Olumlu bir deneyim güzel bir hatıra olarak kalırken olumsuz bir deneyim travmatik bir iz olarak yaşamaya devam eder.