Anlamı
1) yönetmek, çekip çevirmek:
'Devleti, sadece idare edenlerin sorumluluğuna bırak-mak ve bir daha onu düşünmemek, sosyal şuura sahip olmamak demektir.' -M. Kaplan. 2) tutumlu kullanmak:
'Lakin siz, yine sabaha kadar kalacakmışız gibi idare edin mumu.' -R. N. Güntekin. 3) yetmek, yetişmek:
'Evler ve dükkânların Ahmet'i idare edeceği belli idi.' -S. F. Abasıyanık. 4) alışverişte yeterli olmak, kurtarmak: Bu kumaşı o fiyata veremem; idare etmez. 5) göz yummak, hoş görmek; 6) örtbas etmek.
Detaylı Açıklama
İdare etmek deyimi, Türkçede çok yönlü kullanılan güçlü sözlerden biridir. Birinci anlamda bir işi, kurumu ya da evi yönetmek, çekip çevirmek demektir. İkinci anlamda elindekini ölçülü kullanmak, yani tutumlu davranmaktır. Üçüncü olarak bir şeyin yetmesi, yetişmesi anlamına gelir; dördüncü olarak da bir fiyatın veya şartın alışverişi kurtarması anlatılır. Bunun yanında kusuru görmezden gelmek, hoşgörü göstermek ya da bir şeyi örtbas ederek yürütmek gibi yan anlamları da vardır. Bu nedenle deyimin gerçek anlamı ancak cümlenin bağlamından çıkar. Gündelik hayattan ekonomi diline, yönetimden insan ilişkilerine kadar çok geniş bir alanda yaşar. Kısacası idare etmek, yönetme, yetme, tutumlu kullanma ve bazen de hoş görme anlamlarını bağlama göre toplayan çok katmanlı bir deyimdir.
Örnek Cümleler
- Bu maaşla evi idare edebilmek için herkes harcamasına daha çok dikkat ediyor.
- Müdür yokken şubeyi birkaç gün boyunca tecrübeli memur idare etti zorlanarak.
- Aramızdaki kırgınlığı bir süre idare edebildik ama sorun bitmedi.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü aynı söz, yönetmekten tutumlu kullanmaya, bir şeyin yetmesinden kusuru hoş görmeye kadar farklı anlamlar taşıyabilir. Gerçek anlamı yalnız kelimeden değil, cümlenin kurduğu bağlamdan anlaşılır.
Ev bütçesi konuşmalarında, kurum yönetiminde, alışveriş pazarlığında ve insan ilişkilerindeki geçici hoşgörü durumlarında çok yaygındır. Her kullanımda ortak fikir, durumu bir şekilde yürütüp götürmek ve dengeyi korumaktır.
Çoğu zaman pratiklik, geçicilik ve ölçü duygusu katar. Her şeyin mükemmel olmadığı ama eldeki şartlarla bir düzen kurulmaya çalışıldığı sezilir; bu yüzden gerçekçi bir hayat tonu taşır.