Anlamı
1) esk. aldatmak, kandırmak, baştan çıkarmak:
'Bu takdirde hem kendilerini hem de milleti iğfal etmiş olurlar.' -Atatürk. 2) ırzına geçmek, tecavüz etmek:
'Bir genç kızı izdivaç vaadiyle iğfal etmiş bir adamın mesuliyetini, vicdan azabını ve nihayet hicabını duyuyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.
Detaylı Açıklama
İğfal etmek deyimi iki anlamda kullanılır. Birincisi ve eski kullanımı aldatmak, kandırmak, baştan çıkarmaktır; kişi hileli sözler ve vaatlerle muhatabını yanlış yola sevk eder. İkincisi ve daha ağır anlamı bir kadının ırzına geçmek, özellikle evlilik vaadi gibi hileli yollarla kandırıp cinsel ilişkiye zorlamaktır. Her iki anlamda da aldatma ve güvenin kötüye kullanılması merkezdedir. 'İğfal' Arapça kökenli bir kelimedir ve gaflete düşürme anlamı taşır; kişi gafletten yararlanılarak aldatılmıştır. Deyim bugün daha çok edebî ve hukuki metinlerde karşılaşılır; günlük konuşmada 'aldatmak' ve 'kandırmak' daha sık tercih edilir. Osmanlı dönemi romanlarında ve şer'iye sicillerinde bu sözcük çok yaygındır. Söz, ahlaki bir suçlamayı ve toplumsal kınayı taşır; iğfal eden kişi hem hukuki hem de toplumsal olarak suçludur.
Örnek Cümleler
- Bu takdirde hem kendilerini hem de milleti iğfal etmiş olurlar, gerçeği gizlemenin bedelini öderler.
- Bir genç kızı evlilik vaadiyle iğfal etmiş bir adamın mesuliyetini, vicdan azabını duyuyordu.
- Rakibi hileli sözlerle iğfal edip projeyi ele geçirmeye çalıştılar.
Kökeni ve Hikayesi
Arapça 'ğafele' (gafil olmak) kökünden türeyen 'iğfal' sözcüğü, Osmanlıca yoluyla Türkçeye girmiştir. Divan edebiyatında, şer'iye sicillerinde ve Tanzimat dönemi romanlarında çok yaygın biçimde kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde dil sadeleşmesiyle birlikte günlük kullanımı azalmış ama hukuki ve edebî dilde varlığını sürdürmüştür.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Günlük konuşmada nadiren kullanılır; yerini 'aldatmak', 'kandırmak' ve 'baştan çıkarmak' gibi daha modern ifadeler almıştır. Ancak edebî metinlerde, hukuki belgelerde ve tarihî romanlarda hâlâ karşılaşılır. Sözcüğün ağırlığı ve resmiyeti onu günlük dilden uzaklaştırmıştır.
Bağlam belirler. Siyasi, ticari veya genel bir aldatma söz konusuysa birinci anlam geçerlidir. Cinsel bir istismar, evlilik vaadi veya namusla ilgili bir konu geçiyorsa ikinci ve daha ağır anlam kastedilir. İkinci anlam toplumsal olarak çok daha ağır bir suçlamadır.
'İğfal' Arapça 'ğ-f-l' kökünden gelir ve gaflete düşürmek, dikkatsizlikten yararlanmak demektir. Kişi gafil avlanmıştır; uyanık ve dikkatli olsaydı aldanmazdı. Bu köken, eylemin sinsi ve planlı bir aldatmaya dayandığını, mağdurun masum ve farkında olmadığını vurgular.