Anlamı
bir kimsenin veya topluluğun gözünde eski önemini, değerini yitirmek: Yanlış tutumu yüzünden ikinci plana düştü.
Detaylı Açıklama
İkinci plana düşmek deyimi, bir kişinin, düşüncenin, işin ya da konunun zamanla eski önemini kaybetmesi, öncelik olmaktan çıkması anlamına gelir. Burada mutlaka tümden değersizleşme yoktur; asıl vurgu, ilk sıradaki yerin başka bir şeye bırakılmasıdır. Deyim hem insanlar arası ilişkilerde hem de kurum, proje, gündem ve kamuoyu konuşmalarında çok doğal biçimde kullanılır. Bir zamanlar çok önemsenen bir konu, yeni gelişmeler yüzünden geri planda kalabilir. Aynı şekilde bir kişi de yanlış tutumu, ihmali ya da koşulların değişmesi nedeniyle ikinci plana düşebilir. Cümlede kullanıldığında hafif bir gözden çıkarılma, geri çekilme ya da önemsizleşme hissi kurar. Kısacası ikinci plana düşmek, eski ağırlığını ve görünürlüğünü kaybeden şeyleri anlatan yerleşik bir deyimdir.
Örnek Cümleler
- Yeni kriz başlayınca eğitim konusu mecliste bir anda ikinci plana düştü.
- Yanlış açıklamaları yüzünden ekip içindeki ağırlığı giderek ikinci plana düştü.
- Çocuk doğunca kariyer planları onun gözünde bir süre ikinci plana düştü.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır, tamamen değersizleşmek anlamına gelmez. Daha çok bir şeyin öncelik sırasındaki yerini kaybetmesini, başka bir konunun ya da kişinin öne geçmesini anlatır ve odak değişimini açıkça gösterir.
Aile ilişkilerinde, iş hayatında, siyasal gündemde ve kişisel hedeflerde öncelik değişimini anlatırken daha sık kullanılır. Ön plana çıkan yeni etken mutlaka hissedilir ve eski ağırlığın azaldığı sezilir.
İhmal edilme, gölgede kalma ve eski ağırlığını yitirme duygusu bırakır. Dinleyen kişi, odak noktasının artık başka bir yere kaydığını kolayca anlar ve bu geri çekilişi sezebilir.