Anlamı
1) Müslümanlığı kabul ettirmek; 2) istenilen biçimde davranmayı zorla kabul ettirmek:
'Müslüman olmadan varmayacağını anlayınca kırkyıllık kart gâvuru imana getirdi.' -H. E. Adıvar.
Detaylı Açıklama
İmana getirmek deyimi, bir kimseyi Müslümanlığı kabul ettirmek ya da mecaz anlamda onu istenilen biçimde davranmaya zorlayarak kabul ettirmek anlamına gelir. Burada kendi kendine varılan bir kabullenişten çok, dışarıdan gelen baskı, ikna ya da mecbur bırakma etkisi vardır. Bu nedenle deyim çoğu zaman sert, hatta hafif zorlayıcı bir ton taşır. Birini imana getirmek denildiğinde, uzun süren dirençten sonra istenen noktaya çekme anlamı öne çıkar. Cümlede kullanıldığında mücadele, baskı, inat kırma ve sonunda kabul ettirme hissi belirginleşir. Söz hem tarihî hem gündelik kullanımlarda varlığını korur. Bu yönüyle kabul ettirmenin zahmetli tarafını da taşır. Kısacası imana getirmek, direnç göstereni sonunda kabul çizgisine zorlayarak çeken durumları anlatan etkili bir deyimdir.
Örnek Cümleler
- Usta, yaramaz çırağı sonunda kurala uyarak imana getirdi doğrusu bugün.
- Pazarlık uzayınca satıcıyı indirim yapmaya adeta imana getirdiler sonunda hep birlikte.
- Annesi, dağınık oğlunu sabırla ama kararlılıkla imana getirmeyi sonunda başardı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü burada kişi kendi başına ikna olmaktan çok, dış baskı, ısrar ya da güçlü etkiyle istenen noktaya çekilir. Deyimin sertliği de tam olarak buradan gelir.
Birinin inadını kırmak, kurala uydurmak, sonunda kabul ettirmek ya da geri adım attırmak anlatılır. Yani söz, yola getirme düşüncesine belirgin, doğrudan ve güçlü biçimde yaklaşır.
Pazarlık, eğitim, disiplin, aile içi uyarı ve inatçı davranışların anlatıldığı bağlamlarda daha doğal durur. Çünkü buralarda kabul ettirme mücadelesi çoğu zaman açık biçimde görünür hâle gelir.