Deyim

İzine Dönmek Ne Demek?

Anlamı

esk. bir karar veya yargıdan geri dönmek, bir karardan vazgeçmek, rücu etmek.

Detaylı Açıklama

İzine dönmek deyimi, eski bir Türkçe kullanım olup bir karar veya yargıdan geri dönmek, daha önce söylediğinden ya da yaptığından vazgeçmek, rücu etmek anlamına gelir. Günümüzde aktif kullanımı çok azalmıştır; daha çok edebî ve tarihî metinlerde karşılaşılır. 'İzin' burada izin belgesi anlamında değil, 'karar, hüküm, yargı' anlamındadır. Eski hukuk dilinde birinin verdiği sözden, kararından dönmesi bu deyimle ifade edilirdi. Günümüz Türkçesinde yerini büyük ölçüde 'kararından dönmek', 'cayma' ya da 'vazgeçmek' ifadelerine bırakmıştır. Osmanlı divan edebiyatında ve şer'iye sicillerinde bu ifadeye sıkça rastlanır. Bir kadının hükmünden döndüğünü belirtmek için kullanılan bu yapı, dönemin hukuk anlayışının dile yansımasıdır ve dilciler için değerli bir tarihsel kalıntı niteliği taşır.

Örnek Cümleler

  1. Paşa verdiği emrin yanlış olduğunu anlayınca izine döndü, askeri geri çağırdı.
  2. Kadı, tanıkları dinledikten sonra ilk hükmünden izine dönerek davayı yeniden değerlendirdi.
  3. Vezir, padişahın izine dönmesini beklemeden kararı uygulamaya koydu.

Kökeni ve Hikayesi

Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlı hukuk dilinden gelen bir ifadedir. 'İzin' burada Arapça 'izn' (müsaade, karar) kökünden gelir ve mahkeme kararı, hüküm anlamında kullanılmıştır. Kadı veya yetkilinin verdiği hükümden dönmesi bu deyimle ifade edilirdi.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Günlük konuşmada neredeyse hiç kullanılmaz. Ancak tarihî roman, Osmanlı dönemi araştırmaları ve edebî metinlerde karşılaşılabilir. Yerini tamamen 'vazgeçmek', 'caymak' ve 'kararından dönmek' gibi modern ifadeler almıştır. Dil tarihçileri için değerli bir kalıntıdır.

Burada 'izin' modern anlamdaki müsaade değil, eski Türkçede 'karar, hüküm, yargı' anlamına gelen bir sözcüktür. Dolayısıyla 'izine dönmek', bir karardan geri adım atmak demektir. Kelimenin bu eski anlamı günümüzde unutulmuştur.

Osmanlı Türkçesi ve Eski Anadolu Türkçesi döneminin dil özelliklerini yansıtır. O dönemde Arapça ve Farsça sözcükler Türkçe kalıplara girmiş, hukuki ve bürokratik dilde yerleşmişti. Bu deyim de o geleneğin bir ürünüdür.