Deyim

Kabakulak Olmak Ne Demek?

Anlamı

kabakulak hastalığına yakalanmak: Ahmet kabakulak oldu, üç hafta evden dışarıya çıkamadı.

Detaylı Açıklama

Kabakulak olmak deyimi, gerçek anlamda kabakulak hastalığına yakalanmayı ifade eder; ancak mecazi kullanımda da yeri vardır. Kabakulak, tükürük bezlerinin şişmesiyle kulak altı ve çene bölgesinin belirgin biçimde kabardığı bulaşıcı bir hastalıktır. Deyim, bu hastalığın belirtilerinin çarpıcılığından doğmuştur: kişinin yüzü şişer, çenesi kalınlaşır ve dışarıdan bakıldığında oldukça komik bir görünüm alır. Halk arasında bu ifade bazen surat asma, somurtma veya yüzün şişkin görünmesi durumlarına da mecazi olarak uygulanır. Özellikle kırsal kesimde çocukluk döneminde yaygın olan bu hastalık, toplumsal hafızada güçlü bir yer edinmiştir. Deyim, hastalığın kendisini tanımlamanın ötesinde, şişkin ve asık suratlı görünümü betimlemek için de konuşma dilinde kullanılır. Tıbbi anlamı dışında kültürel bir gözlem niteliği taşır.

Örnek Cümleler

  1. Okulda salgın başladı, sınıfın yarısı kabakulak oldu ve dersler bir hafta aksadı.
  2. Küçükken kabakulak olmuştum, yüzüm öyle şişmişti ki aynada kendimi tanıyamadım.
  3. Komşunun çocuğu kabakulak olunca annesi telaşla doktora koştu, ateşi de çok yükselmişti.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Asıl kullanımı tıbbi anlamdadır ve kabakulak hastalığına yakalanmayı ifade eder. Ancak halk arasında yüzü şişmiş, somurtkan veya suratsız görünen birine de şaka yollu kabakulak olmuş denebilir; bu mecazi kullanım yaygın olmasa da mevcuttur.

Kabakulak, belirtileri dışarıdan çok belirgin olan bir hastalıktır; yüzün ve boynun şişmesi görsel olarak çarpıcıdır. Bu belirginlik, hastalığı günlük dilde bir benzetme aracına dönüştürmüş ve halk dilinde kalıplaşmasını sağlamıştır.

Aşılama programlarının yaygınlaşmasıyla kabakulak hastalığı eskiye göre çok daha az görülmektedir. Bu durum deyimin günlük kullanımını da azaltmıştır; ancak yaşlı nesiller arasında ve edebiyatta hâlâ canlılığını korumaktadır.