Anlamı
1) sırtı kambur olmak:
'Mavi gözlü, köse, kamburu çıkmış bir ihtiyardı.' -Ö. Seyfettin. 2) mec. ihtiyarlamak:
'Bir kocakarı gibi kamburu çıkmış. Ne istiyor?' -N. Hikmet. 3) mec. eğilerek yapılan işler için çok çalışmış olmak.
Detaylı Açıklama
Kamburu çıkmak deyimi birden fazla anlam taşır. Birinci anlamı sırtın kambur hâle gelmesi, yani fiziksel olarak sırtın tümsekleşmesidir. İkinci anlamı mecazi olarak ihtiyarlamak, yaşlanmak ve bedenin bükülmesidir. Üçüncü ve en yaygın kullanılan anlamı ise eğilerek yapılan işlerde çok çalışmış olmak, uzun süreli emek sonucu yıpranmış olmaktır. Ömer Seyfettin ve Nâzım Hikmet gibi önemli yazarların eserlerinde rastlanan bu deyim, hem fiziksel bir durumu hem de yaşam deneyiminin bıraktığı izleri anlatır. Özellikle ağır iş koşullarında çalışan insanların bedenlerindeki yıpranmayı somut biçimde betimler.
Örnek Cümleler
- Otuz yıl tarlada çalışmaktan kamburu çıkmış, artık doğrulması bile güçtü.
- Büyükbabasının kamburu çıkmıştı ama gözlerindeki ışık hâlâ gençlik yıllarını hatırlatıyordu.
- Bu projenin kamburu çıktı dedi mühendis, aylardır geceli gündüzlü çalışıyorlardı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Bu deyimin üç temel anlamı vardır: sırtın fiziksel olarak kambur hâle gelmesi, mecazi olarak yaşlanmak ve ihtiyarlamak, eğilerek yapılan işlerde çok çalışmış olmak ve yıpranmak. Bağlama göre bu anlamlardan biri öne çıkar.
Özellikle fiziksel olarak ağır ve eğilerek yapılan işlerde çalışan insanlarla ilişkilendirilir. Çiftçiler, madenciler, terziler, ciltçiler ve masa başında uzun saatler geçiren kişiler için bu deyim sıkça kullanılır ve emeklerinin bedenlerindeki izini anlatır.
Ömer Seyfettin eserlerinde yaşlı ve yıpranmış karakterleri betimlerken, Nâzım Hikmet ise mecazi anlamda yaşlanma ve çöküşü anlatırken bu deyime başvurmuştur. Her iki yazar da deyimi fiziksel ve ruhsal yıpranmanın güçlü bir imgesi olarak kullanmıştır.