Atasözü

Kör Ölür Badem Gözlü Olur, Kel Ölür Sırma Saçlı Olur Ne Demek?

Anlamı

bir kimse veya bir şey yok olduğunda değer kazanır.

Detaylı Açıklama

Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur atasözü, bir kişi ya da şeyin var olduğu dönemde değersiz ya da kusurlu görülürken, yok olduğunda ya da ölümünün ardından idealize edilerek değer kazandığını anlatır. Badem gözlülük güzelliğin simgesidir; kör biri bu güzelliğe kavuşamaz ama öldükten sonra insanlar onu güzel gözlerle hatırlar. Benzer şekilde kel biri öldükten sonra sırma saçlı diye anılır. Bu atasözü, ölümden sonra güzelleştirme, acıdan doğan idealizasyon ve insan belleğinin seçici iyimserliğini eleştirir. Yokluğun değer yarattığı ilkesini vurgular. Bu seçici hatırlama eğilimi hem kişilere hem de yerlere uygulanır. Kayıpların ardından idealizasyon, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde güçlü bir psikolojik mekanizmadır. Bunu fark etmek, hem sağlıklı bir yas tutmayı hem de gerçekçi bir takdiri mümkün kılar.

Örnek Cümleler

  1. Sağlığında kimse onu takdir etmezdi, öldükten sonra büyük sanatçı diye anılmaya başlandı; kör ölür badem gözlü olur derler.
  2. Çalışırken sürekli eleştirilen o müdür emekliye ayrılınca özlendi; kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur misali.
  3. O restoran kapanınca herkes ne kadar iyi olduğunu konuştu; kör ölür badem gözlü olur atasözü bu durum için biçilmiş kaftandı.

Diğer Atasözleri ve Deyimler

Sıkça Sorulan Sorular

Yokluğun yarattığı idealizasyon olgusuna dikkat çeker. İnsanlar kaybettikleri ya da yitirdikleri şeylerin kusurlarını unutur, iyi yanlarını abartır. Bu seçici bellek, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde güçlü bir eğilimi yansıtır.

Badem göz, Türk ve Orta Doğu kültürlerinde güzelliğin önemli bir simgesidir; sırma saç ise parlaklığı ve çekiciliği temsil eder. Kör ve kelin bu özelliklere sahip olması imkânsızken ölümlerinin ardından böyle anılması, idealizasyonun ne kadar uçlara varabileceğini gösterir.

Yanımızdakileri kaybetmeden önce değerlerini fark etmek gerekir. Bir kişi, yer ya da durum elimizden gitmeden önce ona gerçekçi gözlerle bakmak, hem minnettarlık duymamızı hem de gereksiz idealleştirmeden kaçınmamızı sağlar.