Deyim

Köşe Tutmak Ne Demek?

Anlamı

karışmak, kendini belli etmek, görünmek:
'Kemanın ince gıy gıylarına boş mağaralardaki ses akisleri gibi öten pes perdeden bir öksürük köşe tutuyor.' -H. E. Adıvar.

Detaylı Açıklama

Köşe tutmak deyimi, bir ortamda ya da durumda kendini belli etmek, fark edilmek ve karışmak anlamında kullanılır. Özellikle sesin, gürültünün ya da bir varlığın o ortama belirgin şekilde yansıması söz konusu olduğunda bu deyime başvurulur. Halide Edib Adıvar'ın kullandığı bu ifade, bir sesin ya da varlığın çevreye hâkim olduğunu, adeta o ortamı ele geçirdiğini çağrıştırır. Günlük dilde ise kalabalık bir ortamda göze çarpmak ya da bulunduğu yerde ağırlığını hissettirmek için de tercih edilebilir. Hem olumlu hem olumsuz çağrışımlar taşıyabilecek çok katmanlı bir deyimdir. Özellikle baskın seslerin ya da güçlü varlıkların mekan üzerindeki etkisini anlatmada işlevseldir. Özellikle baskın seslerin ya da güçlü varlıkların mekân üzerindeki etkisini anlatmada işlevsel olan bu deyim edebî betimlemelere derinlik katar.

Örnek Cümleler

  1. Şarkıcının güçlü sesi salonda köşe tutuyor, dinleyenlerin nefesini kesiyor.
  2. Salona girdiği andan itibaren köşe tuttu ve bütün gece kimseyle konuşmadı.
  3. Öksürüğü mağaralarda köşe tutuyordu; ne zaman duracak kimse bilmiyordu.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Deyim, fiziksel olarak bir köşeyi ya da belirli bir noktayı kaplamak fikriyle bağlantılıdır. Bir sesin ya da varlığın mekânın köşe noktalarına kadar ulaşması, o ortama egemen olması anlamına gelir. Bu metafor, köşeyi tutanın o mekânı kontrol altına aldığını ima eden güçlü bir mecaz olarak işlev görür.

Hayır; köşe tutmak deyimi ses, koku, duman ya da bir kişinin varlığının belirgin biçimde hissedilmesi gibi farklı durumlar için de kullanılabilir. Önemli olan, o varlığın ya da etkinin ortamda baskın ve kaçınılmaz bir biçimde yer almasıdır. Edebiyatta ve günlük dilde geniş bir kullanım alanı mevcuttur.

'Köşe tutmak' bir varlığın ya da sesin ortama hâkim olmasını anlatırken 'köşebaşını tutmak' stratejik bir mevkiyi ya da güç noktasını ele geçirmek demektir. İkincisi daha çok toplumsal ve siyasi güç dengelerini ifade ederken birincisi daha soyut ve duyusal bir hâkimiyeti tanımlar.