Anlamı
çevresinde yeteri kadar ilgi görmeyen kimse:
'Gözlerimi önüme indirmiştim, başım dönüyor, kulaklarım vınlıyordu. Ben, bilhassa ben, leyleğin attığı yavru.' -O. Kemal.
Detaylı Açıklama
Leyleğin attığı yavru, çevresinde yeteri kadar ilgi görmeyen, dışlanan, ihmal edilen veya sahipsiz bırakılan kimseyi ifade eden bir deyimdir. Doğada leylekler bazen yuvadaki zayıf yavruyu aşağı atarak eleyebilir; bu acımasız doğa gerçeği deyime kaynaklık etmiştir. İnsan ilişkilerine aktarıldığında deyim, aile içinde veya toplumda diğerlerine kıyasla daha az ilgi ve sevgi gören kişiyi tanımlar. Özellikle kendini yalnız, dışlanmış ve sahipsiz hisseden kişiler bu deyimi kendi durumlarını betimlemek için kullanır. Deyim güçlü bir duygusal yük taşır çünkü hem fiziksel hem manevi bir terk edilmişliği çağrıştırır. Aile içi ayrımcılık, kayırma veya ihmal durumlarında sıkça başvurulan bir ifadedir. Leyleğin attığı yavru metaforu, insanın en temel ihtiyacı olan ait olma ve sevilme duygusunun eksikliğini anlatan derin bir imgedir.
Leyleğin Attığı Yavru Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Ben bilhassa ben, leyleğin attığı yavru gibi hissediyordum o dönemde.
- Ailede hep kardeşi ön plandaydı, o leyleğin attığı yavru gibi kaldı.
- Yeni okulda kimse ilgilenmeyince kendini leyleğin attığı yavru gibi hissetti.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Bir yavrunun kendi ebeveyni tarafından atılması, doğadaki en acımasız terk biçimlerinden biridir. Bu imge insana aktarıldığında en yakınları tarafından dışlanmanın ve sahipsiz bırakılmanın acısını çok güçlü biçimde yansıtır. Ait olma ihtiyacının karşılanmaması derin bir yalnızlık duygusu yaratır.
Hayır, okul, iş yeri, arkadaş grubu veya herhangi bir sosyal çevrede dışlanan ve ilgi görmeyen kişiler için de kullanılabilir. Ortak paydası, kişinin ait olduğu grubun onu kabul etmemesi veya ihmal etmesidir.
Leylekler bazen yuvadaki zayıf veya hasta yavruyu yuvadan atabilir. Bu davranış doğal seleksiyon mekanizmasının bir parçasıdır ve güçlü yavruların hayatta kalma şansını artırır. Deyim bu acı gerçeği insani ilişkilere aktararak ihmal ve dışlanmayı somutlaştırır.