Deyim

Nefret Uyandırmak Ne Demek?

Anlamı

nefret etmesine sebep olmak:
'Çünkü Ömer Bey, başka birinde son derece nefret uyandıran bir kabalık, bir kusur sayılması lazım gelen o gurur ve azamet buhranları içinde bile bir çocuk saflığını saklıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

Detaylı Açıklama

Nefret uyandırmak deyimi, bir kişinin davranışları, sözleri veya tutumlarıyla başkalarında derin bir antipati, hoşnutsuzluk ve uzaklaşma isteği doğurmasını anlatır. Burada nefret kelimesi yalnızca beğenmemekten öte, kalıcı bir kınama ve şiddetli bir karşı duruş duygusunu ifade eder. Kibirli konuşma, haksız muamele, tekrarlanan kabalık ya da ihanet gibi davranışlar bu deyimle anılır. Cümlede genellikle nefreti tetikleyen taraf öznedir, yani fiili duyan değil yapan kişi tarif edilir. Edebiyatta zalim ağa, riyakâr yönetici ve duyarsız zengin tiplerinin çevresindeki etkisini anlatmak için sıkça başvurulur. Günlük dilde de kabul edilemez bulunan davranışların yarattığı sosyal sonucu özetlemek için tercih edilir. Bu yönüyle deyim, yalnızca duygusal bir tepkiyi değil aynı zamanda kalıcı bir sosyal yargıyı da imler ve dinleyenin zihninde kişiyi belli bir konumda mühürler.

Nefret Uyandırmak Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Tartışma sırasındaki o aşağılayıcı tavrı kalabalıkta büyük bir nefret uyandırdı.
  2. Yıllardır tanıdığı dostlarına bile yalan söylemesi herkeste derin bir nefret uyandırmıştı.
  3. Yeni patronun çalışanlara karşı acımasız tutumu kısa sürede tüm fabrikada nefret uyandırmaya başladı.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

İkisi farklı yoğunluklardadır. Sevimsizlik bir kişinin başkalarına itici gelen halini anlatırken, nefret uyandırmak çok daha güçlü, kalıcı ve aktif bir tepki çağrıştırır. Sevimsiz biri sadece tercih edilmez; nefret uyandıran kişi ise kendisinden açıkça uzak durulan ve karşı çıkılan bir figüre dönüşür. Aradaki fark, tepkinin pasif kaçınma mı yoksa aktif itme mi olduğudur.

Klasik Türk romanında haksızlığı simgeleyen zalim ağa, riyakâr yönetici, hain rakip ve duyarsız mirasyedi tipleri için kullanılır. Yazar bu deyimle okurun yargısına dolaylı yön verir; karakterin çevredekilerde uyandırdığı sosyal tepki üzerinden ahlaki bir hüküm sezdirir. Yakup Kadri, Reşat Nuri ve Halide Edip romanlarında bu kullanım belirgin biçimde göze çarpar.

Kibir, küçümseme, sözünde durmama, yalan, aşırı çıkarcılık ve haksız söz söyleme gibi davranışlar çoğu insanda güçlü antipati doğurur. Saygılı dil kullanmak, tutarlı davranmak ve karşıdakinin değerini gözetmek bu duygunun oluşmasını önler. Uzun yıllarda kurulan iyi izlenim, tek bir patavatsız davranışla yıkılabilir; bu yüzden günlük ilişkilerde küçük özenler çok önemlidir.