Anlamı
ahireti boylamak:
'O rahmetli katırın yerine ben öbür dünyayı boylardım.' -O. C. Kaygılı.
Detaylı Açıklama
Öbür dünyayı boylamak deyimi, ölmek anlamını mizahi ve mesafeli bir tonla anlatan halk dilinin renkli kalıplarından biridir. Boylamak fiilinin diğer kullanımlarına bakınca anlam berraklaşır: hapisi boylamak, karakolu boylamak, hastane koğuşunu boylamak gibi istemediği bir yere zorla gitmeyi anlatan kalıplar. Öbür dünya da burada istemeden varılan, geri dönüşü olmayan o son durağa benzetilir doğrudan. Halk dili ölümü doğrudan söylemek yerine bu kalıbı seçer; özellikle ucuz atlatılan kazalar, ağır hastalıklar, ölüm tehlikesi geçen anlar anlatılırken kullanılır. Osman Cemal Kaygılı'nın katırla ilgili o ünlü cümlesinde olduğu gibi yaşanan bir tehlikeden son anda kurtulmanın hafifliği ve geriye dönüp bakınca duyulan şükür hissi bu kalıpla aktarılır içtenlikle.
Öbür Dünyayı Boylamak Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Trafik kazasında arabası takla atan dayım az kalsın öbür dünyayı boylayacaktı, üç hafta yoğun bakımda kaldı sonunda iyileşti şükür.
- Doktorun aceleyle yaptığı müdahale olmasaydı kalp krizi geçiren amcam öbür dünyayı boylamış gibi gözüküyordu, ailede herkes nefesini tutarak bekledi.
- Çatıdan düşen işçi bir saniye gecikse öbür dünyayı boylardı, alttaki kalın brandanın olması büyük bir tesadüf, hayatını kurtardı kesin.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Boylamak fiili Türkçede istemediği bir yere zorla varmak anlamında kullanılır; hapisi boylamak, karakolu boylamak, hastane koğuşunu boylamak gibi. Öbür dünyayı boylamak da bu zincirin son halkasıdır; ölüm istenmeden ulaşılan en uç durak olarak resmedilir. Halk dili böylece ölümün ağırlığını boylamak fiilinin alaycı tonuyla biraz hafifletir, korkutucu olanı bir nebze yumuşatır gerçekten.
Ucuz atlatılan trafik kazaları, ağır geçirilen kalp krizleri, son anda yetişen tıbbi müdahaleler, yüksekten düşmeler, boğulma tehlikeleri gibi ölümle burun buruna gelinen anlarda söylenir. Kişinin kendisi anlatırken hafiflik, başkasının ardından söylenirken acı bir hayıflanma taşır. Halk dili tehlikenin büyüklüğünü ölçeklendirmek için bu kalıbı sık seçer.
Kaygılı'nın ünlü cümlesinde bir kazada katırın yerine kendisinin de ölebileceği vurgulanır. Hayvan ile insan arasında geçen son anlık tehlike, halk dilinin bu mizahi-acı kalıbıyla edebiyata taşınır. Cumhuriyet erken dönemi yazarları köy ve kasaba hayatından kazalar, hastalıklar, ölüm anlarını anlatırken bu kalıba sık sığınır; öbür dünyayı boylamak okuyucuya bir ölüm değil, ölümden dönüşü hissettirir.