Anlamı
son anlarını yaşamak:
'Avrupa medeniyeti de ölüm döşeğindedir ama bu ölüme bir türlü katlanamaz yazarın gönlü.' -C. Meriç.
Detaylı Açıklama
Ölüm döşeğinde olmak deyimi, kişinin yaşamının son saatlerini ya da günlerini yatakta geçirdiği o ağır hali anlatır halk dilinde. Döşek burada modern yatak değil, geleneksel sergi minderi anlamı taşır; ağır hastalıkta yere ya da hafif bir mindere serilmiş kişinin hali tarif edilir. Cemil Meriç gibi düşünürlerin kullanımında deyim mecazi anlamıyla genişler; bir uygarlığın, bir dönemin, bir kurumun ya da bir ilişkinin son demlerini de anlatır. Hastane yatağında kalp krizi geçiren amca, evinde son nefesini bekleyen büyükanne, kapanmaya yüz tutmuş eski meslek kollarının durumu, çürümeye başlamış bir ilişkinin son haftaları, batmakta olan bir şirketin son dönemleri bu kalıbın iki ayrı kullanım sahnesidir gerçekten halk dilinde derin bir kalıp olmayı sürdürür.
Ölüm Döşeğinde Olmak Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Hastane yatağında ölüm döşeğinde olan amcamı ziyaret etmeye gittik, yatağın yanında oturup elini tuttuk, son sözlerini her birimize ayrı ayrı fısıldadı sakin sessizce.
- Cemil Meriç'in pasajında olduğu gibi Avrupa medeniyetinin ölüm döşeğinde olduğunu söyleyen yazar uygarlık eleştirisini bu çarpıcı imgeyle güçlendirmiş entelektüel açıdan.
- Mahalledeki eski demirci ustası ölüm döşeğinde olduğunu öğrendiğinde tüm çıraklarını çağırıp tek tek vedalaştı, mesleğin sırlarını son kez aktarmaya çalıştı kararlılıkla.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Döşek Türkçede geleneksel uyku yatağı, ince minder, yere serilen yer döşeği anlamı taşır. Modern karyola değil; daha çok yer hayatına özgü serme kültürünü çağrıştırır. Halk dilinde hasta düşmek genellikle döşeğe düşmek deyimiyle de anlatılır. Ölüm döşeğinde olmak hastalığın en uç noktasındaki, artık yataktan kalkamaz hale gelmiş hastayı tasvir eder. Söz geleneksel hayat kültürünün izlerini taşır.
Cemil Meriç ve diğer düşünürlerin kalemiyle deyim insan bedeninden uygarlıkların, kurumların, ilişkilerin son hallerine kadar genişler. Bir uygarlık ölüm döşeğinde olabilir; modası geçmiş bir meslek dalı, çöküşe gitmiş bir siyasi yapı, bitmek üzere olan bir aşk ilişkisi de aynı kalıbı kullanabilir. Söz somut bedenden soyut yapılara uzanan çok katmanlı bir benzetme imkanı sunar gerçekten.
Cemil Meriç entelektüel eleştirisinde Batı uygarlığının kendi içinde tükenmekte olduğunu sıkça vurgular; ölüm döşeği imgesi bu eleştirinin en çarpıcı anlatım aracıdır. Yazar uygarlık olarak Avrupa'nın geçmişteki gücüne karşılık bugün yatakta yatan bir hasta gibi kalmış olduğunu söyler. Söz felsefi argümanı tek bir benzetmeye sığdırarak okuyucuya hızla iletir gerçekten.