Anlamı
bir şey yapmayı kendisi için yerine getirilmesi zorunlu bir iş olarak kabul etmek, borç bilmek.
Detaylı Açıklama
Ödev bilmek deyimi, bir işi resmi bir zorunluluk değil, kişinin kendi vicdanına yüklediği bir borç olarak görmesini anlatır halk dilinde. Ödev sözcüğü burada okul ödevinden farklıdır; ahlaki, insani, manevi bir yükümlülüğü ifade eder geleneksel toplumda. Bilmek fiili ise burada kabul etmek, içselleştirmek anlamı taşır; kişi bu işi yapması gerektiğine kendi kendine karar vermiştir. Anne baba bakımını üstlenen evlat, mahallede yaşlı komşunun alışverişini gönüllü gören genç, eski hocasına vefatından sonra dua etmeyi sürdüren öğrenci bu kalıbın klasik figürleridir. Söz görev ve vicdanın iç içe geçtiği noktayı işaretler; söyleyen kişi yaptığı işten gurur değil, doğal bir borcun karşılığını veriyor olmanın huzurunu duyurur gerçekten.
Ödev Bilmek (saymak) Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Babamın hastalık döneminde gece nöbeti tutmayı ödev bildim, on beş yıl önce bana yaptıklarının küçük bir karşılığı bence sayılırdı.
- Eski mahallenin yaşlı esnafına bayramda ziyaret etmeyi ödev bilen amca, her yıl aynı saatte kapısını çalıyor, sohbet edip ayrılıyor sessizce.
- Öğretmenimin mezarına her ay çiçek götürmeyi ödev bildim, ondan aldığım eğitimin değerini başka türlü ifade edemezdim, vefa böyle bir şey.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Görev daha kurumsal, dışarıdan verilen, çoğunlukla iş hayatına ait bir yükümlülüktür; ödev ise kişinin kendi içinden çıkardığı, vicdanına yerleştirdiği yükümlülüktür. Halk dili bu inceliği görev bilmek değil, ödev bilmek diyerek korur. Söz vicdani bir taahhüdü öne çıkarır; kişi yaptığı işi başkasının baskısıyla değil, kendi seçimiyle yapıyor olur gerçekten.
Türk toplumsal yapısında vefa duygusu büyük değer taşır; geçmişte iyilik gören kişinin bu iyiliği unutmaması, küçük jestlerle hatırlatması beklenir. Ödev bilmek tam bu noktada işler; eski hocaya, eski komşuya, hastalanan akrabaya yapılan ziyaretler, alışverişler, dualar vicdanın belirlediği görevlerdir. Söz, vefanın somutlaşmış halini anlatır gerçekten.
Modern hayatın hızı, ödev bilme tutumunu zorlaştırır; herkes kendi takvimine sıkışmıştır. Yine de hala ailesine zaman ayırmayı, eski dostuna telefon etmeyi, hastalanan komşusunun yanında durmayı ödev bilen kişiler vardır. Halk dili böyleleri için kalıbı canlı tutar; teknoloji değişse de vicdani borcun karşılığı hep aynıdır.