Anlamı
bir kimse evladına emredip birçok şey yaptırır ancak onun gönlüne hükmedemez.
Detaylı Açıklama
Oğlumu ben doğurdum amma gönlünü ben doğurmadım atasözü, evladı dünyaya getirenin onun kalbine de hükmedemediğini söyleyen, ebeveynin kabul etmesi gereken acı bir gerçeği dile getirir. Anne çocuğun bedenini büyüttü; sütüyle, emeğiyle, gece nöbetleriyle ayakta tuttu. Ama gönlünün kime akacağını, kimi seveceğini, hangi mesleği seçeceğini belirleyemez. Geleneksel toplumda anneler ve babalar evladının evlilik kararına müdahale etme hakkı görür, mesleğine yön vermek ister; bu atasözü çoğu zaman bu çaba boşa çıktığında, evlat kendi yolunu seçtiğinde söylenir. Halk bilgeliğinin yıllarca süren bir tartışmaya nokta koyan, hem teselli hem kabul olan bir cümlesidir. Damatla anlaşamayan kayınvalide ya da gelinine kıyamayan kayınpeder bu sözü dudaklarına alır.
Oğlumu (evladımı) Ben Doğurdum Amma Gönlünü Ben Doğurmadım Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Oğlumun istediği kızla evlenmesine karşıydık, sonunda atalarımız oğlumu ben doğurdum amma gönlünü ben doğurmadım demiş diye kabul ettim.
- Kızının seçtiği mesleğe ısınamadı ama oğlumu ben doğurdum amma gönlünü ben doğurmadım deyip ona destek olmaktan başka çare olmadığını gördü.
- Evdeki tartışmalardan yorulan baba sonunda söyledi; oğlumu ben doğurdum amma gönlünü ben doğurmadım, bırakın kendi yolunu çizsin artık.
Kökeni ve Hikayesi
Türk halk bilgeliğinden ve geleneksel aile yapısından gelir. Evlat-ebeveyn ilişkisinin karmaşıklığının gözlemlenmesi sonucu yüzyıllar boyunca toplumsal hafızada yer eden bir atasözü olarak kalıcılığını korumuştur.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Beden dış, gönül iç bir varlıktır. Anne çocuğun bedenini büyütür; süt verir, hastalığında uyanır, başucunda bekler. Ama gönlünün hangi yöne akacağını belirleyemez. Bu ayrım modern psikolojide de kabul edilir; çocuk ebeveynin uzantısı değil, kendi başına bir kişiliktir. Halk bilgeliği bu felsefi gerçeği iki cümleye sığdırmıştır.
Çocuğun istenmeyen biriyle evlenmesi, beklenmeyen bir mesleği seçmesi, başka bir şehre yerleşmek istemesi, dini veya siyasi görüş bakımından aileden ayrılması gibi durumlarda söylenir. Genellikle uzun bir tartışmanın ardından, ebeveynin kabul ettiği anda dudaklarından dökülür ve teslimiyetin sözel ifadesi olur sahnede.
Acı bir kabul, hüzünlü bir teslimiyet, bilgece bir uzlaşı tonu taşır. Ne öfke ne sitemdir; çocuğun kendi yolunu seçeceğini kabul etmenin yorgun ama yumuşak bir ifadesidir. Bu tonu yüzünden atasözü çoğu zaman bir tartışmanın sonunda söylenir; sözle birlikte aile bahsi de o güne özel kapanmış olur.