Anlamı
bir kovan, yeni bir oğul arısı topluluğu meydana getirmek.
Detaylı Açıklama
Oğul çıkarmak, bir kovanın yeni bir kraliçe yetiştirip eski kraliçeyle birlikte arıların yarısını dışarı göndererek yeni bir oğul topluluğu üretmesini anlatır. Oğul vermek ile aynı olayın iki farklı tarafından bakılır; bu yönüyle arıcılık jargonunda biraz daha aktif bir tarif sayılır. Arıcı için oğul çıkaran kovan iyi bir kovandır; sağlıklı koloninin işaretidir, ama aynı zamanda dikkat ister, çünkü sürü kaçmadan yakalanmalıdır. Anadolu arıcılığında deneyimli arıcılar kovanın ne zaman oğul çıkaracağını ses ve uçuşundan anlayabilir. Mecazi anlamda da kullanılır; bir merkezden çıkıp yeni koloniler kuran cemaatler, ana firma yapısından doğan girişimler, üniversitelerdeki yeni araştırma merkezleri bu kalıba yakışır birer örnektir ve doğanın çoğalma yolunu insan kurumlarına ödünç verir.
Oğul Çıkarmak Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Bu sezon dedemin kovanları çok sağlıklı durumda, neredeyse hepsi oğul çıkarmak üzere; arılığa yeni kovanlar eklemek için hazırlık yapıyoruz.
- Eski iş yerimden ayrılan birkaç arkadaş kendi şirketlerini kurdu, sanki bir oğul çıkarmak gibiydi, ana firma çekirdek olup yeni filizler verdi.
- Üniversitenin biyoloji bölümü beş yıl içinde üç yeni araştırma merkezini oğul çıkararak akademik camiada kendine yeni bir alan açtı kararlıca.
Kökeni ve Hikayesi
Türk arıcılık kültüründen gelir. Arı kovanlarının yeni topluluklar oluşturması arıcılık geleneğinin gözleminden kaynaklanan bir ifadedir kalıcı biçimde halk dilinde uzun süredir doğal şekilde.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Aynı olayın iki yüzüdür. Oğul vermek arıların kovanı terk etmesini anlatır, oğul çıkarmak ise kovanın yeni bir koloni üretmesini vurgular. Birinde ayrılan sürüye, diğerinde üreten kovana bakılır. Arıcı dilinde her ikisi de geçer; nüans söyleyenin neyi öne çıkarmak istediğine bağlıdır. Çıkarmak yapım vurgusu, vermek ayrılış vurgusu taşır.
Kovanın içi kalabalıklaştığında, balın ve poleninin bol olduğu dönemde oğul çıkarmaya hazır hale gelir. Anadolu'da nisan sonu ile haziran başı arası tipik dönemdir. Arıcı kovanın uçuşundaki ses değişimini, dış kovan açıklarındaki yığılmayı, kraliçe gözlerinin hazırlanışını izleyerek günü tahmin edebilir; bu deneyim yıllarda kazanılır.
Girişimcilik dünyasında ana şirketten doğan yeni firmalar, akademide yeni laboratuvar veya bölümler, dini topluluklardan ayrılan yeni kollar, bir derneğin farklı şehirlerde açtığı şubeler bu kalıpla anlatılır. Anlatıma doğal bir çoğalma havası katar; zorla bölünme değil, doğal büyümenin sonucu yeni oluşumlar var demektir.