Anlamı
çok sıkıntı, acı çekmek veya çok ağır hastalık geçirmek:
'Çünkü çiçek kokusu. Proust'un tıknefes nöbetlerinde ölüp ölüp dirilmesine yol açarmış.' -S. Birsel.
Detaylı Açıklama
Ölüp ölüp dirilmek deyimi, ağır bir hastalık veya sıkıntı sürecinde kişinin defalarca ölüm eşiğine gidip geri dönmesini halk dilinin ikilemeli yapısıyla anlatır. Tekrarlanan ölüm-dirilik sahnesi durumun süreğenliğini, mücadelenin uzunluğunu, kişinin gücünün de zayıflığının da defalarca sınandığını gösterir. Ahmet Kabaklı'nın ekmek dolaplarında ölüp ölüp dirilirdik cümlesinde olduğu gibi yoksulluk dönemlerinin çekilen sıkıntıları da bu kalıpla anlatılır. Aylarca tedavi gören kanser hastası, ekonomik buhran döneminde geçimini sağlamaya çalışan emekçi, savaş yıllarında cephede yıllar geçiren asker, doğal afet sonrası enkazda günlerce kalan kişi, ekonomik buhran döneminde ailesini geçindirmeye çalışan ev kadını, savaş esiri olarak yıllar geçiren tutuklu bu kalıbın canlı sahneleridir gerçekten halk dilinde derinden duyumsanır.
Ölüp Ölüp Dirilmek Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Kanser tedavisi boyunca aylarca kemoterapiye giren amcam ölüp ölüp diriliyordu, doktorlar bile her seansta onun moralini ayakta tutmaya özen gösterdi sabırla yıllarca süren süreçte.
- Ahmet Kabaklı'nın anısında yoksulluk yıllarında ekmek dolaplarında ölüp ölüp diriliyorduk diye anlatması o dönemin sıkıntısını okuyucuya çarpıcı biçimde aktarır edebi bir dille.
- Savaş yıllarında cephede yıllar geçiren büyük dedem ölüp ölüp dirildiğini söylerdi, anılarını anlatırken her seferinde gözleri yaşarır, biz çocuklar nefesimizi tutar dinlerdik.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Türkçenin ikileme sevgisi durumun süreğenliğini, tekrarını, yoğunluğunu vurgulamak için sıkça kullanılır. Ölüp ölüp dirilmek kalıbında ölüm ve dirilme tek seferlik değil defalarca yaşanan bir döngü olarak anlatılır. Söz tek bir ölüm eşiği değil sürekli ölüm eşiğine gidip dönmeyi tasvir eder; kişinin yaşadığı sıkıntının uzunluğu ikilemeyle hemen hissedilir gerçekten oldukça yetkin.
Ahmet Kabaklı Cumhuriyet'in erken yıllarındaki yoksulluk anılarını sık sık paylaşmıştı; ekmek dağıtım kuyrukları, gıda dolaplarındaki kıtlık, soğuk kış geceleri bu anıların unutulmaz sahneleridir. Yazar ölüp ölüp diriliyorduk ifadesiyle yoksulluğun sadece maddi değil bedensel ve ruhsal sıkıntı boyutunu da anlatmıştır. Söz tarihsel acıyı edebiyatla buluşturur gerçekten.
Aylarca süren kanser tedavisi, ağır cerrahi sonrası uzun rehabilitasyon süreci, ekonomik krizde geçinmeye çalışan ailenin günlük mücadelesi, doğal afet sonrası yeniden inşa süreci, gurbette uzun yıllar geçiren işçinin çekileri bu kalıbın modern sahneleridir. Söz çağ değişse de süreğen acı için kullanılmaya devam eder gerçekten halk hafızasında.