Anlamı
insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler.
Detaylı Açıklama
Önce can sonra canan atasözü, insan psikolojisinin bencil özünü iki Farsça kökenli sözcüğün ritimli birleşimiyle anlatır. Can kendi nefsi, kendi varlığı, kendi yaşamı anlamı taşır. Canan ise sevgili, gönülden bağlı olunan kişi, en yakın insan anlamı taşır. Atasözü kişinin tehlike anında önce kendi canını koruduğunu, ondan sonra sevdiklerini düşündüğünü söyler. Söz ahlaki bir yargı değil psikolojik bir gözlemdir; insanların doğal bencilliğini olduğu gibi kabul eder. Gemi battığında önce kendi canını kurtarmaya çalışan yolcu, yangında bencilce davranan komşu, ekonomik kriz döneminde önce kendi ailesini düşünen iş insanı, savaş öncesi mal mülkünü güvenceye alan kişi bu atasözünün canlı sahneleridir gerçekten samimi içtenlikle.
Önce Can Sonra Canan Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Yangın sırasında kendi eşyalarını kurtarmaya çalışan komşulara mahalleli sertçe baktı, atalarımız önce can sonra canan derken yine doğru söylemişler diye fısıldıyorlardı aralarında.
- Şirket iflası eşiğinde her ortağın kendi parasını çekme telaşı görüldü, finans uzmanı atalarımız önce can sonra canan demişler bu insan doğasıdır diye yorumladı toplantıda sakin.
- Ekonomik kriz döneminde önce kendi ailesini güvenceye alan iş insanına eleştiriler geldi, savunmasında önce can sonra canan sözünü kullandı, kendi çocuklarını koruma önceliğini söze döktü.
Kökeni ve Hikayesi
Türk halk bilgeliği ile Farsça kökenli can-canan ritmik ikilemesinin birleşiminden doğmuştur; insan psikolojisinin doğal bencilliğini gözlemleyen bir atasözüdür.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Her iki sözcük de Farsçadan Türkçeye geçmiştir; can hayat, ruh, nefs anlamı taşır, canan ise sevilen, sevgili anlamı taşır. İki sözcük arasında ritmik ve anlamsal bir uyum vardır; halk dili bu uyumdan ustaca yararlanır. Atasözünün hatırda kalıcılığı tam bu fonetik benzerlikten gelir; söz duyulduğunda kulağa hem ritim hem mesaj aynı anda iletilir gerçekten oldukça başarılı bir yapı.
Söz ahlaki bir yargı değil psikolojik bir gözlemdir. Atasözü insanların doğal bencilliğini olduğu gibi kabul eder, kınamaz veya övmez. Halk bilgeliği gerçeği olduğu gibi söyleme cesaretini taşır; insanların önce kendilerini düşünmesi şaşırtıcı değildir, bu doğal bir tutumdur. Söz dinleyiciye empati yerine gerçekçilik sunar; insan doğasını idealize etmez gerçekten oldukça olgun bir gözlem.
Tasavvuf öğretisi tam tersini öğütler; cananı yani sevgiliyi yani Allah'ı kendi canından önde tutmak manevi yükselişin ilk adımıdır. Atasözü halk bilgeliğinin gözlem boyutunu yansıtırken tasavvuf gözleminin değil idealinin tarafını seçer. İki yorum bir arada bulunur; halk dili gerçekçidir, tasavvuf idealistir. Karşıtlık kuşaklar arası tartışmalara konu olur gerçekten.