Deyim

Onuruna Yedirememek Ne Demek?

Anlamı

bir kimse, kendine duyduğu saygıyla bağdaşmayan ve onur kırıcı olay veya davranışlar karşısında tepkide bulunmak, kendine yedirememek:
'Bu haksızlığı onuruna yediremeyen Mustafa, o günden sonra bu okula gitmemek için ayak diredi.' -E. C. Güney.

Detaylı Açıklama

Onuruna yedirememek, bir haksızlığı, aşağılamayı veya onur kırıcı bir muameleyi sineye çekememek, içine sığdıramamak, kabul edemeyip kararlıca tepki vermektir. Yedirmek fiili burada yemek değil, kabul etmek, içine sindirmek, hazmetmek anlamı taşır; onuruna yedirememek söz olarak değerinin altında olan bir durumu özbenliğinin sindirememesi demektir. Hakkı yenen sporcunun şampiyonluğunu yöneticiye değil mahkemeye taşıması, üniversite hocasının öğrencisinin önünde aşağılanmasına dayanamayıp istifa etmesi, mirası adil paylaşılmadığı için aile büyüğünün masadan kalkıp evi terk etmesi, müdürünün önünde aşağılanan çalışanın istifasını masaya bırakması bu kalıbın canlı sahneleridir. Söz pasif bir mağduriyeti değil, kararlı bir direnişi anlatır; öznesi öz saygısına sahip çıkan, eğilmeyen bir kişiliktir. Söyleyenin tonu takdir doludur gerçekten içtenlikle samimi.

Onuruna Yedirememek Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Haksızlığa uğradığını anlayan genç kız bu durumu onuruna yediremedi, üst yöneticiye konuyu detaylı biçimde anlattı, ek olarak yazılı şikayet dilekçesi de verdi insan kaynaklarına.
  2. Patronunun aşağılayıcı sözlerini onuruna yediremedi, hemen istifa kararını verdi, çantasını topladı çıktı; on beş yıllık emek ile geçen kariyer bir öğleden sonra son buldu maalesef.
  3. Sınıfta öğretmenin haksız yere kendisini suçlamasını onuruna yediremeyen Mustafa, o günden sonra okula gitmek istemedi, sınıf değişikliği için ailesi müdürlükle defalarca görüştü.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Yedirmek burada yemek değil, kabul etmek, sindirmek, içine yerleştirmek anlamında kullanılır; eski Türkçenin geniş anlam yelpazesinin izini taşır. Halk dili böylece onurun bedensel bir varlık gibi düşünüldüğünü, yiyemediği bir lokmayı dışarı atması gerektiğini söyler. Söz kişiliği canlı bir organa dönüştürür; sindiremediği şeyi reddeder gerçekten oldukça çarpıcı.

Pasif kabullenmek sineye çekmek, kabullenmek anlamı taşır; söz olarak teslimiyet bildirir. Onuruna yedirememek ise tam tersine kabul etmemek, tepki vermek, eğilmemek anlamı taşır. Halk dili bu kalıpla özsaygıya sahip çıkan kişilik tipini yüceltir; pasif kabul etmeyi zaaf, tepki vermeyi onurlu bir tutum olarak resmeder gerçekten önemlidir bu nüans.

Hak yenmesi, herkesin önünde aşağılanmak, miras paylaşımında haksızlık görmek, mesleki başarının başkasına mal edilmesi, ailede bir bireyin sürekli küçümsenmesi gibi durumlarda söz tam yerini bulur. Söyleyen kişi haklının yanında durur; mağdurun verdiği tepkiyi takdir eder. Halk dili böylece toplumsal haksızlıklara karşı sessiz bir direniş kültürünü besler gerçekten.