Anlamı
elindeki her şeyi, imkânlarını yitirmek:
'Zehra dımdızlak ortada kalacak.' -A. İlhan.
Detaylı Açıklama
Ortada kalmak, kişinin elindeki bütün dayanaklarını yitirip savunmasız bir konuma düşmesidir. Attila İlhan'ın Zehra dımdızlak ortada kalacak cümlesi tam bu sahneyi tarif eder; bir yanda eski ailesi, öbür yanda eski ortağı, üçüncü tarafta eski evi yok artık, kişi tek başına ortadadır. Ortada kalmak yalnız kalmaktan daha sert duyulur; çünkü öncesinde bir çevreye, bir kuruma, bir aileye ait olunmuş ve bütün bunlar bir anda çekilmiştir. Boşanma sonrası evsiz kalan eş, şirket iflasında işsiz kalan ortak, mirastan dışlanan kardeş bu deyimin tipik mağdurlarıdır. Söyleyenin sesi acıma karışımı bir hayretle yüklüdür; çünkü tablonun çıplaklığı kişiyi sarsmaktadır. Dımdızlak sözcüğü de bu deyimle sıkça yan yana geçer; sahneyi daha da çıplak gösterir.
Ortada Kalmak Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Şirket iflas edince beş yıl kıdemli mühendis ortada kaldı, ne maaş kaldı ne de ihbar tazminatı, mahkemeye başvurmaktan başka çare olmadı.
- Boşanma davası sonuçlanınca kadın ortada kaldı, ev kocada, çocuklar baba evinde, ailesine geri dönmek tek pratik seçeneği oldu sonunda.
- Babası vefat edince paylaşımda dışarıda bırakılan kız ortada kaldı, dımdızlak bir konuma düştü, akrabaların hiçbiri kapısını aramadı aylarca.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Yalnız kalmak yan yana olunan kişilerin yokluğunu, ortada kalmak ise hem destek hem konum kaybını anlatır. Yalnız insan bir köşeye çekilebilir; ortada kalan ise sığınılacak bir köşe bile bulamaz. Bu yüzden ortada kalmak yalnız kalmaktan daha çıplak ve daha çaresiz bir resim çizer. Halk dili bu nüansı dımdızlak sözcüğüyle daha da somutlaştırır.
Boşanma sonrası evsiz kalmak, şirket iflasında işsiz kalmak, mirastan dışlanmak, vatandaşlık kaybı, sürgün ve sevdiklerinin vefatı bu deyimin doğal sahneleridir. Bütün bu olaylar kişinin aidiyet ağlarını birden çekip alır; kişi ortada, kendini taşıyacak hiçbir yapının kalmadığı bir noktada bulur. Söyleyen çoğunlukla mağduriyetin tanığıdır.
Dımdızlak çıplaklığı vurgulayan halk dili sıfatıdır; ortada kalmak ile birleşince sahne iyice keskinleşir. Üstü başı yok, sığınağı yok, koruyacak ailesi yok demektir. İlhan'ın romanlarındaki karakter tanımlarında bu ikili sıkça yan yana gelir; dilde birbirini güçlendiren tipik tamlama örneklerindendir ve birlikte söylendiğinde anlam katlanır.