Anlamı
1) düşünmediği, ummadığı hâlde karşılaşmak, rastlamak, tesadüf etmek:
'Fukara bir denizciye rast gelirsen süngerlerimden birkaç tanesini ona ver, gönlünden koparsa.' -Halikarnas Balıkçısı. 2) düşünmediği veya düşülmediği hâlde payına düşmek: Kumaşın iyisi bana rast geldi. 3) atılan şey hedefi bulmak: Çok ev aradım ama hiçbir yerde rast gelmedi. 4) tesadüf etmek, denk gelmek:
'Yumrukları ile başına, ne tarafına rast gelirse vurmaya, tekrar vurmaya başladı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.
Detaylı Açıklama
Rast gelmek deyimi, en yaygın anlamıyla bir kimseye ya da bir şeye düşünmeden, ummadan karşılaşmak, tesadüf etmek demektir. Söz bunun dışında üç ek anlam taşır: bir şeyin payına düşmesi, atılan bir nesnenin hedefi bulması ve genel olarak denk gelmek anlamına. Yıllardır görmediği bir okul arkadaşı ile çarşıda karşılaşan bir vatandaş, dolapta unutulmuş eski bir defteri bulan bir öğrenci, atışta hedefi tutturan bir avcı, en uygun kumaş parçasının paylaşımda bir kişiye düşmesi tipik kullanımlardır. Söz nötr ve gözlemci bir tonla geçer; hayatın küçük tesadüflerini halk dilinde sözel olarak kayıt altına alır. Halk yaşamının en yaygın günlük kalıplarındandır. Söz hayatın küçük tesadüflerini ve plansız karşılaşmaları gündelik bir kalıpla sözel olarak kayıt altına alır.
Rast Gelmek Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Fukara bir denizciye rast gelirsen süngerlerimden birkaç tanesini ona ver gönlünden koparsa diyen yazar küçük bir vasiyetin sıcaklığını aktarıyordu.
- Yıllar önce ayrıldığı eski okul arkadaşına çarşıda rast gelen kadın şaşkınlığını uzun bir sohbetle dengeledi.
- Atılan üç oktan ikisi hedefe rast geldi diyen antrenör genç sporcunun gelişimini takdir ederek not defterine yazdı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Söz dört farklı bağlamda kullanılır: birincisi beklenmedik karşılaşma, ikincisi bir şeyin payına düşmesi, üçüncüsü atılan bir şeyin hedefi bulması, dördüncüsü genel olarak denk gelme. Tek bir kalıp farklı bağlamlarda anlamını ayarlar; halk dilinin esnek kalıplarının iyi bir örneğidir.
Rast gelmek bir kişinin iradesi dışındaki karşılaşmaları anlatır; kişinin planı yokken bir şey ya da biri yoluna çıkar. Halk dili bu plansız anları küçük bir armağan ya da küçük bir karşılaşma olarak görür; söz hayatın öngörülemez akışına dair bir kabulü içerir.
Halikarnas Balıkçısı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi yazarlar bu kalıbı karakterlerin gündelik karşılaşmalarını canlı biçimde aktarmak için kullanmıştır. Söz edebî metinlerde hayatın doğal ritmini, plansız anlarını yakalama imkânı sunar; gerçekçi anlatımın temel araçlarındandır.