Deyim

Rufailere Karışmak Ne Demek?

Anlamı

psikolojik bunalıma düşüp günlük yaşamın gerçeklerinden uzaklaşmak, yaşamdan kopmak:
'Kızım sen Rufailere karışmışsın, bir doktora görünsen iyi olur.' -E. Işınsu.

Detaylı Açıklama

Rufailere karışmak deyimi, halk dilinde bir kimsenin çevresine yabancılaşmış, kendine has bir iç dünyaya çekilmiş, günlük yaşamın akışından kopmuş bir hâlde olduğunu anlatmak için kullanılır. Söz, dini bir gözlem ya da yargı taşımaz; tarihsel olarak Rufai sözcüğü etrafında halk dilinde oluşmuş bir mecaz kalıbıdır ve tarikatın kendisini ya da inanışını nitelemez. Çağdaş Türkçede kullanımı oldukça azalmıştır; daha çok eski edebî metinlerde ve eski kuşakların konuşmalarında karşımıza çıkar. Uzun süre içine kapanan bir akraba için, ağır bir kayıptan sonra çevresinden iyice uzaklaşmış bir komşu için, olayların akışından kopmuş bir kimse için geçmiş kuşaklarda söylenirdi. Söz çoğu zaman endişeli ve şefkatli bir tonla, yakın çevrenin profesyonel destek almasını öneren bir bağlamda kullanılır.

Rufailere Karışmak Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Kızım sen Rufailere karışmışsın bir doktora görünsen iyi olur diyen anne kızının son haftalardaki davranış değişikliğinden ciddi anlamda endişeleniyordu.
  2. İşten ayrıldıktan sonra kendini eve kapatan amca aile büyüklerinin Rufailere karışmış sözüne hak verir hale gelmişti.
  3. Aylarca süren yas döneminde Rufailere karışan komşuyu çevresi nazikçe profesyonel destek aramaya yönlendirdi.

Kökeni ve Hikayesi

Söz halk dilinde Rufai sözcüğü etrafında oluşmuş bir mecaz kalıbıdır; tarihsel kullanım içinde yer bulmuş bir dilsel oluşumdur.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Söz tarihsel olarak Rufai sözcüğü etrafında halk dilinde oluşmuş bir mecaz kalıbıdır. Halk dili çeşitli sözcüklerden bağımsız mecazlar üretmekte zengindir; bu söz de aynı süreçle dilde yer bulmuştur. Sözün oluşumu dilbilimsel bir gözleme dayanır; tarikatın kendisini ya da inanışını niteleyici bir yargı taşımaz. Halk dili bağlamında okunması doğru olur.

Çağdaş Türkçede sözün kullanımı oldukça azalmıştır. Bugün daha çok edebî metinlerde, eski romanlarda ve geçmiş kuşakların konuşmalarında karşımıza çıkar. Gündelik konuşmada yerini içine kapanmak, çekilmek, hayatın akışından kopmak gibi sade karşılıklar almıştır. Söz daha çok edebî bir tat olarak değerini korur.

Söz çoğu zaman endişeli ve şefkatli bir tonla kullanılır. Konuşan kişi muhatabın ya da bir yakının iç dünyasından duyduğu kaygıyı dile getirir; suçlayıcı ya da yargılayıcı bir tonla değil, profesyonel yardım almayı öneren bir bağlamla söylenir. Halk dili duygusal halin gözlemini içtenlikle dile getirir.