Anlamı
artık katlanamaz, dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak:
'Sabrı tükenmiş olanlardan birkaçı, birden söze başlamak istedilerse de reis izin vermedi.' -M. Ş. Esendal.
Detaylı Açıklama
Sabrı taşmak, bir kimsenin artık katlanamayacak, dayanamayacak duruma gelmesi; sabrının tükenip ölçünün aşılması demektir. Deyim, sabrı bir kaba benzetir: sabır da bir kap gibi belli bir kapasiteye sahiptir, dolar dolar ve sonunda taşar. Üst üste gelen haksızlıklara daha fazla dayanamayan bir çalışan ya da çocuğunun bitmeyen ısrarları karşısında sonunda sesini yükselten bir anne için sabrı taştı denir. Söz, sabrın son sınırına gelinip artık öfkenin ya da isyanın dışa vurduğu o kritik anı işaretler. İçinde, uzun bir dayanma sürecinin ardından gelen ani bir boşalma vardır; sabrın sınırsız olmadığını, her insanın bir eşiği bulunduğunu hatırlatır. Bu yönüyle hem bir uyarı hem de bir dayanma sınırının ifadesidir.
Sabrı Taşmak (tükenmek) Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Aylardır süren haksızlıklara katlanan memurun sonunda sabrı taştı ve müdürüne itirazını açıkça söyledi.
- Üst üste yapılan haksızlıklara dayanamayan çalışan sonunda sabrı taştı ve istifa kararını verdi.
- Çocuğunun ısrarlı istekleri karşısında sabrı taşan anne sert bir sesle hayır demek zorunda kaldı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Sabır soyut bir kavramdır; deyim onu somut bir kap imgesiyle anlatır. Sabır birikir, dolar ve sonunda aşılır; tıpkı su dolan bir kap gibi. Bu benzetme, sabrın da bir kapasitesi olduğunu, sınırsız olmadığını çarpıcı biçimde gösterir.
Öfke, isyan, bezginlik ve dayanma noktasının aşılması gibi yoğun duyguları yansıtır. Konuşan kişi çoğu zaman muhatabını uyarmak ya da kendi durumunu netleştirmek için bu söze başvurur. Uzun bir sabrın ardından gelen ani duygusal boşalmayı anlatır.
İki kalıp birbirine çok yakındır; ikisi de sabır sınırının aşıldığını anlatır. Sabrı taşmak ani bir patlama anını öne çıkarır; sabrı tükenmek ise yavaş yavaş azalan bir süreci vurgular. Biri sonucun aniliğini, öteki tükenişin tedriciliğini öne alır.