Anlamı
korumak, kayırmak:
'Sen hayırlı bir mal mısın ki Hatice'yi sahabet edeceksin.' -P. Safa.
Detaylı Açıklama
Sahabet etmek, bir kimseyi korumak, kayırmak, yanında durarak savunmak anlamında kullanılır. Söz Arapça sahabet kelimesinden gelir; sahip çıkma, koruma, kollama anlamlarını taşır. Özellikle eski edebî metinlerde sıkça karşımıza çıkar. Mahkemede haksızlığa uğrayan birine sahabet edip onu savunan bir avukat ya da bir kavgada zayıf tarafın yanında duran bir mahalle büyüğü, bu sözle anlatılır. Koruyucu ve destekleyici bir kalıptır; birine arka çıkmanın, zor anında yanında durmanın eski ama hâlâ anlaşılır bir ifadesidir. Çağdaş Türkçede yerini çoğu zaman sahip çıkmak, korumak, savunmak gibi sade karşılıklara bırakmış olsa da, edebî bir tat taşıyan köklü bir sözdür. Bugün çoğunlukla resmî ya da edebî bir hava taşıyan yazılarda, birine arka çıkmayı vurgulu biçimde anlatmak için tercih edilir.
Sahabet Etmek Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Mahkemede haksızlığa uğrayan arkadaşına sahabet edip onu herkesin önünde kararlıca savundu.
- Mahkemede genç tanığa sahabet eden avukat onun haklı olduğunu kararlı biçimde savunmaktaydı.
- Kavgada zayıf taraf olan komşusuna sahabet eden mahalle büyüğü tarafların yatıştırılmasını sağladı.
Kökeni ve Hikayesi
Söz, Arapça sahabet (sahip çıkma, koruma) kelimesinden Türkçeye geçmiştir.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Sahabet, Arapça kökenli bir kelimedir; sahip çıkma, koruma, eşlik etme anlamlarını taşır. Aynı Arapça kökle ilişkili olduğu düşünülen Sahabe (Peygamber'in arkadaşları) kavramıyla da yakınlığı olduğu söylenir. Kelime Türkçeye Osmanlıca yoluyla girmiş, edebî dilin değerli sözcüklerinden biri olmuştur.
Birine arka çıkıp onu korumanın gerektiği durumlarda söylenir; bir tartışmada zayıf tarafı kollamak, haksızlığa uğrayanı savunmak ya da bir meslektaşa destek olmak gibi. Ortak yön, birini kayırıp koruyup gözetmektir.
Çağdaş Türkçede sahabet etmek yerine sahip çıkmak, korumak, kollamak, savunmak gibi sade karşılıklar daha sık kullanılır. Söz daha çok edebî metinlerde, hukuki yazıda ve eski kuşak konuşmalarında yaşar. Yine de Osmanlıca mirasının incelikli bir parçası olarak değerini korur.