Atasözü

Adam Adama Yük Değil, Can Gövdeye Mülk Değil Ne Demek?

Anlamı

konuğumuzdan veya yanımıza bir iş için gelen kimseden yüksünmemeliyiz çünkü onlar yanımızda sürekli olarak kalmazlar.

Detaylı Açıklama

Bu atasözü, konuğumuzdan, iş için yanımıza gelen birinden veya geçici olarak bizde bulunan kimseden yüksünmememiz gerektiğini anlatır. Çünkü insan insana yük değildir; canın gövdede kalıcı bir mülk olmadığı gibi, yanımızdaki kişi de sonsuza kadar orada kalmayacaktır. Söz hem misafirperverlik hem de fanilik düşüncesi taşır. İnsan ilişkilerinde biraz sabır, biraz genişlik ve biraz gönül ferahlığı istenir. Bize başvuran, yanımıza gelen ya da bir süre destek bekleyen kişiyi hemen yük saymak, halk ahlakında hoş görülmez. Atasözü bu yüzden hem insan sıcaklığını hem de dünyanın geçiciliğini hatırlatır. Kimse bulunduğu yerde ebedi değildir; bugün gelen yarın gider. Bu bakış, ev sahipliği ve insanlık görevini daha yumuşak kılar. Söz özellikle misafir, akraba, yolcu veya iş için yardıma gelen kişiler söz konusu olduğunda anlamlıdır. İnsanı taşımak çoğu zaman düşündüğümüz kadar ağır değildir. Ağır gelen şey, bazen sadece gönlün darlığıdır.

Örnek Cümleler

  1. Misafirden yüz çevirme; adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil.
  2. Yanına gelen akrabaya hemen dert gözüyle bakma, adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil.
  3. Bir süre yardım isteyen kişiye sabır göstermek lazım; adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil.

Diğer Atasözleri ve Deyimler

Sıkça Sorulan Sorular

İki yargıyı da o kurar. Ek fiilin olumsuzu her iki yarıyı aynı kalıba sokar ve ikisini karşılaştırılabilir kılar. Biri olumlu kurulsaydı koşutluk bozulur, ikinci yarı ilkini desteklemek yerine ondan ayrı düşerdi.

Bir süre birlikte duran, sonra ayrılan iki şeyi karşılar. Can gövdede konuk gibidir, günü gelince çıkar. İkinci yarı bu yüzden ilkinin gerekçesidir: kalıcı olmayan hiçbir birliktelik yük sayılmaz.

Konuktan, bir iş için gelenden, bir süreliğine yanımızda kalandan söz edilir. Gelip yerleşen, orayı kendi evi sayan biri için bu söz kurulmaz; sözün bütün dayanağı gelenin er geç gidecek olmasıdır.