Anlamı
1) rahat davranmasını engellemek amacıyla sürekli olarak denetim altında bulundurmak; 2) bir yere girmesine engel olmak.
Detaylı Açıklama
Adımını attırmamak, bir kişinin rahat hareket etmesini engellemek, sürekli baskı ve denetim altında tutmak ya da belirli bir yere girmesine kesin biçimde engel olmak anlamında kullanılan güçlü bir deyimdir. Bu ifade hem fiziksel hareket alanını daraltmayı hem de psikolojik baskıyla kişiyi kıstırmayı anlatabilir. Bazen güvenlik, bazen aile içi kontrol, bazen de düşmanlık ve dışlama bağlamında kullanılır. Kişi nereye gitse gözleniyordur, ne yapsa sınırlandırılıyordur ya da belli bir yere yaklaşması bile engelleniyordur. Bu nedenle deyim yalnızca hareket kısıtını değil, özgürlüğün daraltılmasını da çağrıştırır. Günlük dilde özellikle sert otorite, aşırı kıskançlık, yoğun takip ya da kesin yasak durumlarında yer bulur. İçinde çoğu zaman bunaltıcı bir hava vardır. Birine adımını attırmamak, ona seçim alanı bırakmamak anlamına gelir. Deyim, hareket serbestisinin ne kadar önemli olduğunu dolaylı biçimde hissettirir. İnsan üzerindeki baskıyı, görünür ve keskin bir dille anlatan yerleşik ifadelerden biridir.
Örnek Cümleler
- Bir baktık ki çoktan adımını attırmamış.
- İşler sarpa sarınca mecburen adımını attırmadı.
- Herkes fark etti ki çoktan adımını attırmamış.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Bir kişiyi sıkı denetim altında tutan, hareket serbestisini kısıtlayan ya da belli yerlere girişini engelleyen baskıyı anlatır.
Hayır, fiziksel engelin yanında baskı, psikolojik denetim ve hareket alanını daraltma anlamı da taşır. Adımını attırmamak, bir kişinin rahat hareket etmesini engellemek, sürekli baskı ve denetim altında tutmak ya da belirli bir yere girmesine kesin biçimde engel olmak anlamında kullanılan güçlü bir deyimdir.
Genellikle sıkışmışlık, bunalmışlık, özgürlüğünün kısıtlandığı duygusu ve sürekli gözlenme hissi uyandırır. Bu ifade hem fiziksel hareket alanını daraltmayı hem de psikolojik baskıyla kişiyi kıstırmayı anlatabilir.