Deyim

Aforoz Etmek Ne Demek?

Anlamı

1) kilise birliğinden çıkarmak:
'Aforoz edilmiş, kiliseden kovulmuş.' -N. F. Kısakürek. 2) mec. darılıp biriyle konuşmamak, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırmak, toplum dışılamak:
'Siz kendi milletiniz için bunun yarısını söyleyin, milletin çoğunluğu sizi hemen aforoz eder.' -H. Taner.

Detaylı Açıklama

Aforoz etmek deyimi, asıl anlamında bir kişiyi kilise birliğinden çıkarmak demek olsa da günlük Türkçede daha çok mecaz anlamıyla, birini dışlamak, konuşmamak, ilgiyi kesmek ya da toplumsal çevreden soyutlamak anlamında kullanılır. Deyimin gücü, sıradan bir küslüğün ötesinde, kişinin ait olduğu çevreden sert biçimde dışarı itilmesini anlatmasından gelir. Bir insanın düşüncesi, davranışı ya da kimliği nedeniyle bulunduğu topluluk tarafından reddedilmesi bu ifadeyle güçlü biçimde aktarılır. Günlük dilde aile içi kopuşlardan sosyal çevre baskısına, siyasetten kültürel dışlamaya kadar çok geniş bir kullanım alanı vardır. Asıl kökeni dinî ve kurumsal olsa da, bugünkü mecazlı kullanımı sosyal ilişkilerdeki sert kopuşu görünür kılar. Söz, kabul ile dışlanma arasındaki sınırın ne kadar keskin olabileceğini gösterir. Toplumun kimi zaman farklı olana ne kadar hızlı mesafe koyabildiğini anlatan sert, ağır ve etkili bir deyimdir.

Örnek Cümleler

  1. Kilise, öğretiye aykırı görüşleri yüzünden rahibi aforoz etti ve cemaatten çıkardı.
  2. Grubu terk edince onu adeta aforoz ettiler, artık kimse selam bile vermiyordu.
  3. Aileyi karşısına alınca dayıları onu aforoz etti, yıllarca arayıp sormadılar.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Kilise hukukunda bir kişinin cemaat birliğinden çıkarılması uygulamasına dayanır. Sözlükteki birinci anlam da doğrudan budur; bugün gündelik dilde yaşayan mecaz, bu ağır dinî yaptırımdan ödünç alınmıştır.

Bugün neredeyse yalnız mecaz anlamıyla, yani darılıp konuşmamak, ilgiyi kesip birini kendinden uzaklaştırmak için kullanılır. Dinî anlam bugün ancak kilise konuşulurken geçer; kalıp o alandan çıkıp gündelik dile yerleşmiştir.

Sertliği kesinliğinden gelir: kalıp bir küsmeyi değil, ilişkinin bitirildiğini bildirir. Dinî anlamında karar topluluk adına verilir; mecaz kullanımında ise tek bir kişi de birini böyle uzaklaştırabilir. Geri dönüş kalıpta öngörülmez.