Anlamı
yararlı eserler veren, bilgi ve erdemle donanmış kimse alçak gönüllü olur.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, gerçekten bilgili, erdemli, üretken ya da yararlı kişilerin çoğu zaman daha alçak gönüllü davrandığını anlatır. Meyve veren dalın ağırlıkla aşağı eğilmesi gibi, olgun insan da kendini büyütmek yerine daha sakin, daha ölçülü ve daha mütevazı olur. Halk bilgeliği burada başarı ile kibri değil, başarı ile tevazuyu bir araya getirir. Kendisinde değer olmayan kişi çoğu zaman gürültü çıkarır; fakat gerçek kıymeti olan insan bunu gösterişe dönüştürmez. Bu söz özellikle bilgi, makam, sanat, tecrübe ve olgunluk konuşmalarında kullanılır. Atasözü, insanın değeri arttıkça sesinin değil ağırlığının artması gerektiğini söyler. Alçak gönüllülük burada zayıflık değil olgunluğun işaretidir. Meyve nasıl ağacı süslerse tevazu da insanın değerini tamamlar. Gerçek büyüklük, kendini öne sürmeden de fark edilen büyüklüktür.
Örnek Cümleler
- Onca başarıya rağmen hâlâ çok mütevazı; ağacın meyvesi olunca başını aşağı salar.
- Ödülü alınca kürsüde önce ustasının adını andı; ağacın meyvesi olunca başını aşağı salar.
- Kırk yıllık hoca hâlâ öğrencilerin sorusunu ayakta dinliyor; ağacın meyvesi olunca başını aşağı salar.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Bilgili, üretken ve buna rağmen mütevazı kalan olgun insan tipini över. Kaynaktaki karşılık, yararlı eserler veren ve erdemle donanmış kişinin alçak gönüllü olduğunu söyler; övgü tam bu birleşmeyedir.
Çünkü meyve çoğaldıkça dal ağırlaşır ve aşağı iner; bu, değer arttıkça insanın daha gösterişsiz olmasını simgeler. Meyvesiz dalın dimdik yukarıda kalması da karşıtlığı tamamlar. Ağırlık, eğilmenin de sebebidir.
Dolaylı biçimde içerir; gösterişi ve kendini büyük görmeyi eleştirir, gerçek değerin alçak gönüllülükle birlikte anılacağını söyler. Böbürlenen kişi, bu ölçüye göre henüz olgunlaşmamış sayılır. Söz bu yüzden hem övgü hem ölçü bildirir.