Anlamı
armağan alan, armağanı verenin isteğini yerine getirmemeye çekinir ve mutlaka yapmaya çalışır.
Detaylı Açıklama
Ağız yemese, yüz utanmaz atasözü, bir kimseden armağan, ikram ya da çıkar kabul eden kişinin, daha sonra o kişiye karşı bağımsız davranmakta zorlanacağını anlatır. Burada ağız, alınan nimeti; yüz ise bunun doğurduğu mahcubiyeti temsil eder. İnsan birinden bir şey aldığında, o kişiye karşı kendini borçlu hissedebilir ve onun isteğini geri çevirmekte zorlanabilir. Atasözü bu yüzden karşılıksız gibi görünen ikramların bile ilişkilerde görünmeyen bir yük oluşturabileceğini söyler. Günlük hayatta özellikle çıkar ilişkileri, hediyeleşme, torpil beklentisi ve bağımsız karar verme gerektiren durumlarda anlam kazanır. Söz, alınan şeyin yalnız maddi olmadığını; beraberinde bir utanma, çekinme ve mecburiyet duygusu taşıyabileceğini hatırlatır. Böylece insanı temkinli olmaya, her ikramın ardındaki bağı düşünmeye çağırır. Menfaat ile mahcubiyet arasındaki ince bağlantıyı son derece net gösteren, çok yerleşik ve gerçekçi bir atasözüdür.
Örnek Cümleler
- Hediyeyi alınca hayır demesi iyice zorlaştı; ağız yemese, yüz utanmaz.
- Düğününe gelip hediye bırakanların hepsinin davetini geri çeviremedi; ağız yemese, yüz utanmaz.
- Yıllarca bayram ikramını kabul etti, sıra imzaya gelince hayır diyemedi; ağız yemese, yüz utanmaz.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Bir bağın nasıl kurulduğuna dikkat çeker: alma anı ile mahcubiyet anı birbirinden uzaktır, ama biri ötekini doğurur. Alınan şey küçük olsa da bağ kurar. Atasözü bu yüzden sonucu değil, başlangıcı uyarır.
Utanma burada bir tür borçluluk duygusudur; ortada bir suç yoktur, ama bir hesap vardır. Mahcubiyet çoğu zaman söze bile dökülmez; kişi yalnızca karşı çıkamaz olur. Sessiz kalması da bu yüzdendir.
Yargı, denetim, satın alma ve seçim gibi tarafsızlık beklenen her yerde geçerlidir. Alınan şey küçük görünse de karar verirken kişinin elini bağlar; uyarı bu yüzden bugün de yerini korur. Kurumların hediye kurallarının dayanağı da aynı gözlemdir.