Anlamı
herkesi en çok ilgilendiren kendi derdidir.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, insanı en çok kendi derdinin ilgilendirdiğini ve herkesin acıyı önce kendi üzerinden hissettiğini anlatır. Göz ağrısı nasıl başka ağrılardan daha yakıcı ve kişisel hissedilirse, insan da kendi sıkıntısını başkasının derdinden daha yakın bulur. Burada insan doğasına dair yargılayıcı ama gerçekçi bir gözlem vardır. Herkes başkasına üzülse bile, kendi başına gelen bela, acı ya da sorun ona daha ağır gelir. Atasözü bencilliği övmek için değil, insanın doğal öncelik düzenini göstermek için söylenir. Bu yüzden yardımlaşma beklerken insanların sınırlı duyarlılığını da hesaba katmak gerektiğini hatırlatır. Kişi çoğu zaman kendi yarası sızlayınca daha çok tepki verir, daha çok çare arar ve daha çok üzerinde durur. Söz, empati eksikliğini de dolaylı biçimde düşündürür. Herkesin kalbine en yakın gelen, kendi yüküdür. İnsan tabiatını anlayanlar, başkasının ilgisizliğine şaşırmak yerine bunu ölçülü beklentilerle karşılar. Çünkü öz ağrısı, en derinden hissedilendir.
Örnek Cümleler
- Başkalarının sıkıntısını dinledi ama kendi meselesine gelince daha çok dertlendi; ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı.
- Komşusunun taşınma telaşını dinlerken aklı kendi kombisindeydi; ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı.
- Masada herkes kendi derdini anlatıyordu; kimse ötekini tam dinlemedi; ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Suçlama değil, tespit yapar. İnsanın kendi acısını en yakından hissetmesi doğal kabul edilir; söz bunu ayıplamak yerine hesaba katmayı öğütler. Başkasından sınırsız duyarlılık beklemek yerine bu sınırı bilerek davranmak daha gerçekçidir.
Göz, bedenin en hassas ve en korunaklı yeridir; oradaki en küçük rahatsızlık bile insanı işinden gücünden eder. Bu yüzden göz ağrısı, kişinin kendi derdinin başkasınınkinden ne kadar yakıcı geldiğini anlatmaya çok elverişli bir benzetmedir.
Birinin başkasının derdine beklenen ilgiyi göstermediği görülünce söylenir. Sofrada, komşulukta ya da iş yerinde herkesin kendi meselesine döndüğü anlarda akla gelir; söz bunu yadırgamak yerine olağan sayar.