Anlamı
boş yeri kalmayacak bir biçimde:
'Bir bardağı bu yeşil şerbetle ağzına kadar doldurdu.' -İ. O. Anar.
Detaylı Açıklama
Ağzına kadar deyimi, bir kabın, yerin veya hacmin boşluk kalmayacak biçimde tamamen dolu olduğunu anlatır. Buradaki "ağız", kap ya da mekânın üst sınırını temsil eder. Bir şey ağzına kadar dolduğunda artık içine eklenecek yer kalmamıştır. Bu ifade sadece sıvılar veya kaplar için değil, bazen kalabalık mekânlar ve doluluk duygusu taşıyan alanlar için de kullanılabilir. Söylendiği yerde tıklım tıklım olma, son sınıra varma hissi vardır. Halk dilinin yalın gücü burada belirgindir; doluluk oranını sayı vererek değil, kapların en tanıdık sınırı olan "ağız" üzerinden tarif eder. Bu da zihinde somut bir görüntü oluşturur. Deyim bu nedenle hem mutfak dili, hem gündelik anlatım, hem de mekânsal kalabalık tasvirleri için yaygındır. Bir şey ağzına kadar doluysa, taşmaya yakındır. Bu ince nokta da deyimin görsel kuvvetini artırır. Kısa ama son derece somut bir doluluk ifadesi olarak gündelik dilde gücünü korur.
Örnek Cümleler
- Bardağı ağzına kadar doldurdu, taşmasın diye masaya çok dikkatli bıraktı.
- Konser salonu ağzına kadar dolmuştu, geç gelenler ayakta durmak zorunda kaldı.
- Bavulu kıyafetlerle ağzına kadar doldurmuş, kapağı bir türlü kapanmak bilmiyordu.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü ölçüyü herkesin bildiği bir yere bağlar. Kabın ağzı, doluluğun görülebilir sınırıdır; bu yüzden yüzde vermeye ya da miktar saymaya gerek kalmaz. Dinleyen kişi tarifi duyar duymaz görüntüyü kurar.
Hayır. Bavul, salon, otobüs, stat gibi içine bir şey alan her yer için söylenir. Ortak koşul, doldurulan şeyin sınırına ulaşmış ve boşluk kalmamış olmasıdır. Sıvı olması hiç şart değildir.
Ağzına kadar dolu olan şey taşmaya bir adım uzaktadır. Deyim bu yüzden yalnız doluluğu değil, hafif bir gerilimi de taşır; bir damla daha eklenirse denge bozulacaktır. Anlatıma canlılık veren de bu sınır duygusudur.