Anlamı
bir iş yaparken başka bir şey düşünmek:
'Aklı hep evde, Gülsüm'deydi.' -Ö. Seyfettin.
Detaylı Açıklama
Bu deyim, kişi bir işle uğraşırken zihninin aslında başka bir meselede olması anlamında kullanılır. Görünüşte burada olsa da dikkati tam değildir; aklı başka yerde olduğu için yaptığı işe tam olarak veremez. Bazen sevdiği birini düşünmek, bazen bir kaygıya takılmak, bazen de başka bir planı zihninde taşımak bu durumu doğurur. Deyim, dalgınlığı ve bölünmüş dikkati çok iyi anlatır. İnsan bedenen bir işin içinde olabilir ama zihnen orada değildir. Bu yüzden hata yapabilir, söyleneni kaçırabilir ya da verimsiz çalışabilir. Söz, duygusal bağlamlarda daha da güçlüdür; aklın sevdiğinde ya da derdinde kalması doğal bir insani hâl gibi görünür. Ancak her durumda ortak olan şey, dikkatin tam toplanamamasıdır. Bölünmüş zihin hâlini yalın ve doğal biçimde ifade eder.
Örnek Cümleler
- Yemeği ocakta unuttu, aklı bir yerdeydi; tencerenin dibi tuttu, mutfak koktu.
- Bütün ders boyunca aklı bir yerdeydi, tahtadaki tek satırı bile defterine geçirmedi.
- Misafirlikte aklı bir yerdeydi, sorulan sorulara hep geç ve yarım cevap verdi.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Bölünmüş bir dikkati anlatır. Kişi bir işin başındadır, elleri de çalışır; ama düşüncesi başka bir konudadır. Bunun sonucu yemeği ocakta unutmak kadar görünür de olabilir, hiç fark edilmeyecek kadar küçük de.
Dalgınlığın bir türünü anlatır: kişi bir iş yaparken zihni başka bir şeyle meşguldür. Dalgınlık sözcüğü tek başına sebebi söylemez; bu kalıpta ise zihni tutan başka bir konu olduğu bellidir, ama o konunun ne olduğu anlatının devamından öğrenilir.
Özlem, kaygı, beklenen bir haber ya da çözülmemiş bir anlaşmazlık yol açabilir. Duygunun olumlu ya da olumsuz olması fark etmez; zihni eldeki işten başka yere çeken her konu bu hâli doğurabilir.