Atasözü

Aklına Geleni İşleme, Her Ağacı Taşlama Ne Demek?

Anlamı

sonunu düşünmeksizin aklına eseni yapan, herkese sataşan kimse bu davranışının büyük zararlarını görür.

Detaylı Açıklama

Bu atasözü, insanın aklına gelen her şeyi hemen yapmaması, her gördüğüne sataşmaması ve düşünmeden davranmaması gerektiğini öğütler. Aklına geleni işlemek, dürtüyle hareket etmeyi; her ağacı taşlamak ise önüne çıkan herkese laf atmayı, ilişmeyi veya gereksiz mücadeleye girmeyi anlatır. Sözün temel mesajı, ölçüsüz davranışın sonunda zarar getireceğidir. Her düşünce uygulanmaya, her tepki gösterilmeye, her fırsat da zorlanmaya uygun değildir. İnsan biraz durup sonuç düşünmeli, kime ne söylediğini, hangi işe niçin giriştiğini tartmalıdır. Atasözü özellikle taşkın mizaçlı, düşünmeden konuşan, her konuya karışan ve herkese bulaşan kişiler için söylenir. Buradaki uyarı sadece ahlaki değil, pratiktir de; çünkü gereksiz çatışma insanın gücünü dağıtır ve zararını büyütür. Halk bilgeliği, enerjiyi doğru yere harcamayı öğütler. Kontrolsüz hareket özgürlük değil, kendine açılmış bir tuzak hâline gelebilir. Bu yüzden söz, sabır ve seçicilik çağrısı yapan güçlü bir toplumsal öğüttür.

Örnek Cümleler

  1. Duyduğu her söze cevap yetiştirdi, sonunda iki dostunu birden kaybetti; aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.
  2. Kızgınlıkla yazdığı mesaj yüzünden işinden oldu; aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.
  3. Her masaya laf atmayı huy edindi, bir gün karşısına dişlisi çıktı; aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.

Diğer Atasözleri ve Deyimler

Sıkça Sorulan Sorular

İki davranışı birden eleştirir: sonunu düşünmeden aklına eseni yapmak ve önüne gelene sataşmak. Söz bunları ayrı ayrı değil, aynı huyun iki yüzü olarak gösterir ve ikisinin de bedeli olduğunu söyler.

Ayrım gözetmeden herkese sataşmayı simgeler. Taş atan kişi hangi ağacın altında ne olduğunu bilmez; bir gün yanlış ağacı taşlar ve karşılığını fazlasıyla görür. Benzetme sonucu da baştan haber verir.

Dürtüyle değil, sonucu tartarak davranmayı öğütler. Atasözü susmayı ya da çekinmeyi istemez; yalnızca yapılan her hareketin bir karşılığı olacağını ve o karşılığın ağır olabileceğini hatırlatır. Öğüt korkuya değil, ölçüye dayanır.