Anlamı
1) hatırlatmak; 2) olabileceğini düşünmek:
'Ve birdenbire o kendini, şimdiye kadar gelmediği, böyle olacağını aklına bile getirmediği bir yerde buldu.' -N. Hikmet.
Detaylı Açıklama
Aklına getirmek deyimi, bağlama göre bir şeyi hatırlatmak ya da bir ihtimali düşünmek anlamında kullanılır. İnsan bazen unuttuğu bir şeyi yeniden zihnine çağırır, bazen de daha önce hiç düşünmediği bir olasılığı zihninde canlandırır. Deyim bu iki yönüyle hem geçmişe hem ihtimale açılır. Bir başkasına bir şeyi anımsatmak için de kullanılabilir; bu durumda kişi, unutulmuş bilgiyi yeniden görünür kılar. Günlük dilde son derece yaygın olan bu ifade, zihnin harekete geçiş anlarını anlatır. Bir fikri zihne sokmak, bir olayı yeniden çağırmak ya da bir ihtimali tasavvur etmek aynı söyleyiş içinde toplanır. Bu yönüyle Türkçede belleğin ve düşüncenin akışını anlatan temel kalıplardan biridir. İfadenin gücü, zihne henüz girmemiş ya da zihinden çıkmış bir şeyi yeniden ön plana taşıma fikrindedir. Hatırlama ile olasılık kurma arasındaki geçişi doğal biçimde kuran esnek bir deyimdir.
Örnek Cümleler
- Kapıdaki yağmur sesi şemsiyeyi aklına getirdi; askıdan alıp çantasına koydu.
- Böyle biteceğini hiç aklına getirmemişti, sözleşmeye tek bir koruyucu madde koymadı.
- Kapıdan çıkarken dosyayı aklıma getirdin, iyi oldu; yoksa masada unutacaktım.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Birincisinde unutulmuş bir şey yeniden hatırlatılır; bunu bir kişi de yapabilir, bir ses ya da bir görüntü de. İkincisinde kişi bir ihtimali kendi zihninde canlandırır. Biri hatırlatma, öteki öngörüdür.
Kullanılır. Aklına getir biçiminde söylendiğinde bir hatırlatma, aklına bile getirme biçiminde söylendiğinde ise bir yasaklama olur. Aynı kalıp, çekimine göre iki zıt işlev üstlenir; bu esneklik sözü kullanışlı kılar.
Unutkan birine küçük bir hatırlatma yapılırken ya da bir riskin önceden hesaba katılmadığı anlatılırken yerindedir. Birinci kullanımda düşünce dışarıdan bir dokunuşla gelir; ikincisinde kişi ihtimali kendi zihninde canlandırır.